Varoluşsal Acılar Ve Son

25 yaşım... 5 sene sonra... Koskoca 5 sene diyorum; 1826 gün, 60 ay... Ama ufuklarımda ulaşılması hayal duran o güne yalnızca 5 yaz uzaktayım. 5 kış ve 5 güz daha... Gün geçtikçe daha da yakınımda hissediyorum ihtiyarlığı. Ömrümün neredeyse yarısının sonuna gelmiş olacağım. 

Ara ara gelirim akıllara, bazen noksan bir mazi bazen acı bir tebessüm yaratırım. Ara sıra girerim rüyalarına, en çok da unutmak üzere olduğun anlarda. Belki bir rüyadan uyanmak belki bir yaz sabahı güneşi selamlamak... Geleceğe umutla bakmak ve bugünü kucaklamak... Dünü unutmak isterdim. Dünden kaçmak ve yarına koşmak...

Kurşun gibi yağan yağmura, toprak gibi siper ettim kendimi.

Gelme aklıma, gelme artık.

Yıkılıyorum düşündükçe seni.

Uzun zamandır mutlu olamadığımı fark ettim bu gece. Saat sabaha ağarırken yine uykusuz bir gecede seni düşünürken buldum kendimi. Bir fotoğrafa bakıp, bir şarkıyı tekrar tekrar başa sarararak öldürüyorum gün geçtikçe kendimi. Ah o gözlerin!.. Bugünlere getirdi bizi. 

Hayallerimin ağırlığı altında ezilmiştim, ben de hepsini katlettim. Bir kanadım kırık ancak hiç olmadığım kadar yükseklerde süzülüyorum. Ruhumdaki hafiflik yaşadığımı hissettiriyor, sanki yıllardır elimi kanatan bir halat kopmuş gitmiş gibi fakat onu ben bıraktım. Bırakmak zorunda kaldım, yaşamaya devam edebilmek için.

İmkânsızın peşinden koşmamalı, hayal kurarken dahi gerçekçi olunmalı. İnsanı mutlu eden her şeyden alı mı koymalı? Sonucu değil, mücadeleyi sevmek zorundayız. Gün geçmiyor ki bir zulüme sevince lütuf demeyelim. Tut ki insan âşıktır acıya, zulüme, sefalete... Belki de keder âşıktır insana, bırakmaz bir türlü peşini.

Ne zaman baksan Ay'a, ben gelirim aklına.

Değiştirmek için her şeyi feda ettiğim bu kaderde, hayatım yeniden doğmuş bir güneş gibi parıldıyor. İnsanlar beni görünce gülümsüyor ve bu beni çok mutlu ediyor. Yeniden doğdum, yeniden ve yeniden, bu günler için defalarca öldüm ama bu gece mutlu uyuyacağım. Dileklerim bu mutluluk tablosunun bozulmadan evimin en güzel duvarında kalması.

Ay ışığına bak, bu nezih ve güzel akşam bana seni hatırlatıyor. Havada hafif bir esinti var, soğuk değil eskisi kadar ama üşüyorum yalnızlıktan.

Ah, ne güzel bir dolunay, bana gözlerini anımsatıyor. Seni hatırlatıyor. Seni getiriyor yine aklıma. Gökyüzünün her renginde gözlerin geliyor aklıma. Her mısram seni anlatıyor, her şarkı senden bahsediyor. Bu, ayrılık değil, terk ediliş yüreğimi kül gibi yakıyor.

Doluyor gözlerim o güzel anılara. 

Yandım, kül oldum, kahroldum ben sana ve seni anlatan şarkılara, ama sen duyma.

Bir son var, öyle bir son var ki en uçsuz bucaksız yerlerde, yüreklerin en çetrefilli sokaklarında ve en iç burkan mazi kokan yollarda, insanın o soğuk ve taştan kalbini kıracak kadar ilerlemesi gerekiyor ki varsın sonu kaçınılmaz bir huzura.

Varsın ki duysun insan bir hasretle yanan gülleri. Duysun ve dinlesin gökyüzünde saklanan bir şiiri.

Hayallerin yasını tuttuğumuz şu günlerde sanat bir antidepresan oldu artık. Dünyadan, zamandan, varoluşsal acıların hükmünden kaçmak için sığındığım bir gölge oldu.

Bulutlu günlerden vedayla~

Gün batarken elveda~


Sayonara🌙

Yorumlar

Yorum Gönder