Eski Bir Rüya

🌙

...

Bir tabutla konuştum dün gece.

Bir rüya gördüm. Eski bir rüya... Defalarca veda ettiğim biri, hâlâ çıkmaz rüyalarımdan. Belki de buna bir şarkı ile son vermeliyim.

Gece gökyüzüne baktığımda aklıma tek gelen sen. Yıldızlara baktığımda göğsümde tüten sen. Sağır kalbim, akıllanmaz hiç çünkü aklım da başımda değil. Bu kör kalp yanar söner de ölmez bir türlü içindeyken sen.

Öldürseniz de kalbimi, kalmaz ruhumda hiçbir izi.

Boynuma vurulan bu zincirleri kırabilecek miyim? Bir şansı daha yitirecek miyim? Yüzüme bakabilecek miyim? Yüzüne bakabilecek miyim? Söylesene, yenilgiyi kabullenecek miyim? Ay ışığına ihanet edecek miyim? Yüzünü görecek miyim mutlu günlerin? Ya da en muhtaç olduğum bir an bir rüyada senin...

Benimle birlikte rüyalar da büyüyor. Rüyalardaki ben de artık çocuk değil. Rüyalarımdakiler de çocukça değil. Ah, hayal kurmayı özledim. Hayal gücümü kullanmayı, dünyayı tozpembe görmeyi özledim. Dünyanın rengi her geçen gün biraz daha soluyor, değil mi? Canlılığını yitiren, sararan bir yaprak gibi. Belki de benim gibi. Belki de ben dünyaya döndüm. Dünya da hep tersime... Belki de ben durdum, dünya döndü bensizce. O ufak tefek birkaç hatıranın içinde sanki... daha mutluyduk. Ama eminim biz orada kalsaydık orası da mutsuz olurdu. Hâliyle, mutlu olsaydık anılara, sığınmazdık gece rüyalara.

Güneş doğmaya yakın, ölmüş insanların bloglarını okuyorum. Geride bıraktıkları anıları, hikâyeleri yaşatıyorum. Hiç tanımadığım, görmediğim, sesini dahi duymadığım insanların hikâyelerini okumaktan büyük bir keyif alıyorum. Kim bilir neredeler şimdi...


Ve bir başka blog daha:


Bu silik kurşun izlerine baktığımda birkaç cümle ve gündelik konuşmanın dışında, dünyanın daha tozpembe, daha masum olduğu bir fotoğraf görüyorum. En azından... Ben küçükken öyleydi dünyam. Daha parlak ve neşeliydi renkler. Keşke sizinle tanışabilseydik tanımadığım insanlar! Keşke sizinle oturup bir kahve eşliğinde o zamanlardan konuşabilseydik. Bir gün... Beni de yaşatırlar mı acaba? Kaderimiz ortak olmasın da Kafka! Beni de yaşatırlar öldükten sonra. Asıl yaşarken yaşamak önemli olan.

Yirmi bir yıl önce, ben hayat resminde bir çizgi çizmeye başlamadan önce devasa bir şaheser vardı. Çizgimizin bittiği yerde bile gözle görülmeyecek bir iz bıraktık. Fakat resim değişmeye devam etti. Bir ressam yoktu belki de ama resmi anlamlı kılan birileri vardı.

Seni görünce kalbimin ritmi dağıldı demek isterdim bir sevdiğim olsaydı. Çünkü son günlerde çok riyakâr bu kalp. Ritmini unutuyor sebepsiz yere. Uykumun tam ortasında duruyor birdenbire. Ölmek böyle bir şey miymiş? Sonunda, sana dediğim onca laftan sonra, dualarım kulaklarına ilişir olmuş. Kimse beklenmedik bir sona hazır olamaz ama ben hazırım. Her şeyi ilk defa yarım bırakmadım ne de olsa. Bilseydim ne zaman, yaşardım sonuna kadar. Ama biliyordum da... Otuzlarımı, kırklarımı göremeyeceğimi biliyordum. Görmek istemediğimden mi, göremeyeceğimi bildiğimden mi bilmiyorum ama artık fark etmez.

Bir kalp kaçıncı kadehte düzelir dersiniz? Ödünç kalbi olan var mı? Benimki bozuk galiba. Bir âşık soruyor...

Yeni yılın ilk ayı bitti bile ama ben hâlâ 2025'te kaldım. Kalbimi orada bir yerlerde bıraktım. Ne kadar özlediğimi tahmin bile edemezler. Ne kadar dönmek istediğimi... Tahmin bile edemezler. Ama gecenin dördünde o günleri unutma korkusuyla yapayalnız kaldım. Sigarayı bırakmayı düşünürken aklıma geldi, ben iyi değildim. Ardımda kalan o mutlu tablo dağılırken parça parça... Ben nasıl dağılmazdım? Ben nasıl ağlamazdım...

Erkekler ağlar mı? Erkekler de ağlar da göstermez kimseye. Gururuna yenik düşer. Hatta kendine bile...

Eski bir rüyada ömürler geçirdim. Gerçeklik ve rüyalar arasında neye inanmalıyım, bilmiyorum. Bu yaşadığım gerçek hayatımın bir rüyası gibi geliyor bazen. Düşen bir yaprak gibi duran zamanın ortasında dalıp gidiyorum bazen o rüyalara.

İkinci kez doğan bir tırtıl gibi, yeniden doğmuş ve bir o kadar yorgun. Siyah ve görkemli kanatlarımla süzülüyorum.

Sesim sesi olsun kalbinin. Elim gölge olsun tenine. Kalbim senin olsun, kalbin benim.

Gök bile kıskanır gözlerinin rengini.
Yıldızlara anlat bana olan sevgini, avuturum sadece yalanlarla kendimi.

Bu sevda sözlerim aynı o rüyalar gibi. Gerçek değil. Sahte ve yalan.
Kimseye yazılmadı, yazılacak kimse olmadı.

Sayonara🌙

Yorumlar