Still Rains
Why is it raining in my inner world...
Neden hâlâ yağmur yağıyor?
Mutsuzluk narin bedenini işgal etmiş gibi görünüyor siyah,kırık bir pencereden izlerken.
Yağmur altında müzik dinlerken aklım şarkının sözlerinin peşine düştü,bir okyanus ufkunda küçük bir adanın ortasında yapayalnızız.
Yalnızlık,gövdeye çökmüş ağırlık gibidir;o yük zaman geçtikçe ağırlaşır,ağırlaşır ve ruhun bedeni dikene batmaya başlar mesela gülsüz bir dikeni ağızda tutmak gibi içi boş duyguların sadece gösteriş için intihar etmesi,acıtasyon yapmasına benzer.
İçindeki dünya büyüdükçe etrafındaki dünya küçülüyor.
Küçük bir Ada'm olsun,insanlardan uzakta yaşayayım isterdim. İşte o zaman insan kendisinin aslında ne kadar büyük bir dünyaya sahip olduğunu,kendi hayatının baş rolünü oynarken ne kadar önem arz ettiğini fark ederse sınırı görebilir.
Her şeyin ve herkesin anlamını yitirmeye başladığı bir zamandı.
Çok yanılmıştım,çok yorulmuştum,çok yalnızdım.
Çünkü dünya "sen küçüksün,küçül" diyordu.
Ihlamur çayımı aldım elime. Diğer elimle kadehi kavrayıp tamamını tek dikişte bitireceğimi hissettirdim,öyle de yaptım.
"Anlatmak yok olmaktır,anlamayı dene. İnsanı anladıkça kendini de anlayacaksın." Dedi kafamdaki ses.
Sorsalar ne çok şey anlatırdım. Ama sormazlardı.
Ben hiçbir şey tutmadım içimde. Yüreğimin duvarlarında yankılandım.




Yorumlar
Yorum Gönder