ꜱᴀɴᴀᴛᴄɪ ʀᴜʜᴜɴ ᴀɴɪᴛɪ
2022
Ah...
Anıtıma hoş geldiniz.
Günlük;
Gün 1-13 Mayıs Cuma:Merhaba günlük.Bugün yine vaktimi boşa harcayıp zihnimi diriltmeye devam ettiğim günlerden biriydi.Her şey gayet iyi gidiyordu ta ki bir zamanlar sarılıp öptüğüm çiçeğimin,bir başka güneşe açtığına şahit olana dek.
İçim biraz burkuldu biliyor musun eski dostum.Biraz da kavruldu.Biraz da soldu çiçeğim.Karanlığa esaret olduğumu hissettim,ayaklarımın bağı çözüldü ve devasa bir istekle yere kapaklanmayı arzuladığımı hiç bu kadar hissetmemiştim.
Bu burkulmayı yaşamaktan gerçekten iğrendim.
İçimdeki yangına son vermem lazım.Uzun süre shikaide kalamıyorum ne yazık ki.
İçimdeki kor nefreti kullanmak bana acı veriyor,değer verdiklerime acı veriyor ve önünde sonunda yine yalnız kalmak düşüyor...Yalnız kalmak sorun değil fakat bunun benim hatam olması apayrı bir durum.
Oldukça uyumsuz birisin değil mi ha! Emre...Bu dünya ve kâinat üzerine yemin ederim ki dünyama bir daha asla yağmur yağmasına izin vermeyeceğim.
Üzüntü,Acı,Nefret,Kasvet,Karanlık,Aydınlık,Sevinç,Umut,Heves,Gam,Duygusuzluk ve daha birçoğuna adımı kazıyacağım!
Mucize yaratabilen sadece sen değilsin Yüce Tanrı!
Bu hikayenin sayfalarını yırtıp kendi dramımı yazacağım.
Bir gün buluşacağız sevgilim,sayonara.
Gün 2-14 Mayıs Cumartesi:Merhaba eski dostum.Bugünü iki parmağımın arasında sigaram olmadan,anılar yakılmadan,ruhum sükûnet içinde kalmadan yazabilmeyi dilerdim.
Bu gece kendimi acı ile beslemek istedim.Onun salık verdiği sigarayı ciğerlerime hapsedip yaşamaya devam ediyorum.
Hey! Beyaz Çiçek,bu gece yine aklımdasın.Bundan ne kadar bıktığımı kelimelerle tarif edemeyecek kadar tiksindim senden.Ama neyse deyip geçelim değil mi? Yeni bir hikaye yazalım en iyisi.Bana terk ettiğin onca acıdan sonra kendimi uçurumun kenarında buldum ama sen bakma olur mu? Verdiğim bunca mücadeleden sonra kendimi bir çukura hapsolmuş buldum ama sen duyma olur mu? Gezdiğim onca sokaktan sonra kendimi bir ağacın altında yalnız buldum ama sen gelme olur mu?
Belki bir gün gelir de kendini affettirmek istersen sana cevabım çoktan hazır “Rüyanda bile göremezsin.” Yine de her şeye rağmen “Neyse...” deyip geçelim olur mu?
Gün 3-16 Mayıs Pazartesi:Merhaba sevgilim.Henüz adını bilmesem de hâlâ hatıralarımda anılarımız kazılı.Seni çok özledim.Özür dilerim,görünüşünü yalnızca çok özel anlarda anımsayabiliyorum ve eminim ki bir yerlerde sen de beni arıyorsun.Her neredeysen savaşmaya devam et sevgilim,bir gün elbet kavuşacağız.Gönderdiğin kutsal mektupları aldım.Artık eminim ki seni bulacağım.
Gün 4-18 Mayıs Çarşamba:Merhaba eski dostum.Bu gece sigaralar özlem,denizler lirik kokuyor.Bu gece buruk ve yorgun hissediyorum.Mezarlar diktikten yarım sigara sonra da ağıt yaktım.
Özlüyorum belki de.Yokluğunda mağlup hissediyorum.Hasretinle yandı gönlüm.
Özlüyorum...Seni,acılarımı,azmimi,nefretimi,gücümü özlüyorum fakat hepsinden önce karanlıktan çıkmamı sağlayan seni özlüyorum.Hem eski dostum hem de Dünya'nın en güzel kızı yüreğime su serpti.Hadi biraz gerçeklerden bahsedelim; Yalnızlık okyanusunda,ufkumun ötesinde tek bir ada dahi yoktu.Hem okyanusun hem de iç dünyamda yanan kiraz çiçeklerinin ortasında hiç umut görünmüyordu.
Perestiş ettiğim günler geride kaldı.Okyanusumda Tanrıça,dünyamda doğa,müziğimde harmoni,bedenimde yüreğim olan seni istiyorum artık.
Yanlış bir fikre kapılmayın,söz ettiğim kadın sadece hayallerimde yaşıyor.
Sayonara sevgilim,yakında kavuşacağız.
Gün 5-22 Mayıs Pazar:
'Katiline Aşık Olmak'başlığı altında düşüncelerimi çizdim bir tuvale anlatır gibi.
Bulutlara ve gökyüzüne hep aşık olmuşumdur,doğanın şahane görüntüsü oldukça büyüleyici.Derin bir okyanus üstünde gün batımına doğru rüzgâr gibi ama tüy kadar hafif bir ruh olarak ilerledim şu kısacık ömrümde.
Ölürsem üzülmeyin olur mu? Evren'in bir parçası olarak Şeytan'ın tahtından Dünya'yı izliyor olacağım.Tanrı'nın sol gözü misali Evren'in en ücra güzelliklerini zihnimde resmediyor,izinde süzülüyor olacağım.
Bu zalim dünyada vaveylalarım duyulmuyorsa sonraki hayatımda sana çok sıkı tutunacağım sevgilim.Lütfen beni affet.
Ah...Mantıken var olmayan bir kadına nasıl aşık olabilirim ki? Onu sadece hayallerimde yaşatırken bile hiç hissetmediğim kadar gerçek hisssediyorum aslında.
*Henüz bilmesem de,kader bir gün adını fısıldayacak yaşlı sözlerle*
Her şey gerçekten olmuş ve önceki hayatımda bunları yaşamışım gibi hissediyorum.Yoksa bu hisler bir kandırmacan ibaret,kurduğum hayaller bir şizofrenin not defteri ise?
Sanatçı ve doğa ruhlu şizoid bir yazar oldukça güzel bir hikaye konusu aslına bakarsan.
Gün 6-23 Mayıs Pazartesi:Bugün hikayeler kırık kadehler gibi paramparça.
7 gün sonra bu okulda sadece anılarla yaşıyor olacağım.Ardımda bıraktığım tüm açan çiçekler ve yanan hayaller ile birlikte beyaz bir sayfa daha yırtacağım.
Gizlediğim bir yaprak,kırmızı örümcek zambağının altında,sonsuz uykuya göz yuman ruhun anıtını son kez özür dileyebilmek için bırakıyorum.
Değerli *E* anıtım hayal mezarlığına girer girmez sağ tarafta sırayla dizilmiş ağaçlardan on ikincisinin yanında gömülü.Bu son vedam...
O yaprak muhtemelen asla bulunmayacak,belki de arama zahmetine dahi girilmeyecek.Elbet bir gün yine karşılaşacağız,belki yetmişli yıllarda belki de başka bir hayatta.Belki de önceki hayatımızda karşılaştık ve kader bizi birbirimize itti.Belki de sen hayatına devam edecek,hiç karşılaşmayacağız;aramıza dağlar,yollar,yıllar girecek.Belki de birimiz öleceğiz,diğerimiz hiç bilmeyecek.
—Bunların hepsi bir rüya.
—Evet...Sadece kötü bir rüya.
Sevgili *E*,sen bana yaklaştıkça kalbim bir karmaşanın içinde karanlık ve aydınlık arasında sefer ediyor.Pişmanlığın gururlu ve yalnız kolları,aydınlığı getiren senin huzurlu ve sevgi dolu anıların arasında geçen savaştan ibaret inadım.Yanımda sen varken acılar yanımdan bile geçmezmiş fakat acı içinde yaşamaya alıştım artık.Beni bu karanlıktan çıkarsan da zamanımız kalmadı.Seni en içten sevgimle güzelleştiren beni unutma lütfen.Hatırla beni...Sayonara.🌙
Gün 7-27 Mayıs Cuma:Merhaba Mugetsu.Bugün oldukça güzel bir o kadar da acı verici bir gündü.Dostlarım ile geçirdiğimiz bi' dünya vakitten sonra yolculuğumuzun sonuna demir aldık ve kıyıya vurdu gemi.Harika dostlarım olduğunu fark ettim;birlikte mutlu,keyifli anlar yaşadık.Anılar zihnimde dolanıp durur avare avare...
Hayatım boyunca bu kadar iyi bir yol arkadaşı edinemeyeceğimden korkuyorum.
Yalnız kalmak çok zor öyle ki her geçen gün daha da ağırlaşan bir gemide derin ve karanlık okyanusun dibini keşfe çıkmak kadar güçtür.
Sizi seviyorum arkadaşlar,daima mutlu kalın.Sayonara...
Gün 8-30 Mayıs Pazartesi:
İntihar hiç bu kadar tatlı gelmezdi kıyılarıma.Her ne kadar çözüm değil denilse de,Ay hiç bu denli yakın olmadı yüreğime.
Son günler(im) oldukça zor akıyor.Duygusuz bilirdim kendimi,ne zaman bu kadar zayıfladım?
Acıların üzerinden su gibi geçer giderdim,ne oldu bana da taş kesildim?
Neden gözlerinden sadece mutsuzluk akıyor,eski dostum?
Bizi özlem saracak,bulutlar kan ağlayacak.
Mutsuzluk meyus yüreğini çok özleyecek.Sana karşı müdana hissederken,su gibi asuman gibi içinde yaşat beni.
Çünkü sen çölümde yanan ormana yağmur oldun.
Çünkü sen geceme Ay oldun.
Çünkü sen...Çünkü sen yangınıma sel oldun.Bin acıma bin iz bırakan oldun.En kötü günümde moralime derman oldun.
Ateşime su oldun derken hem senden hem göz yaşlarımdan bahsediyordum halbuki sen son öteki başlangıç...
Seni çok özlüyorum.
Gün 9-1 Haziran Çarşamba:
Ah...Üzüntü kalbi yorarmış derler,sence de durmanın zamanı gelmedi mi?
Kalbinin koyu okyanusuna yelken açarken kar tilkisi gibi bembeyaz umutlarla bulutlara taş çıkartan senin için getirdiğim Asphodel çiçeklerini kabul et lütfen.
Asphodel çiçeği:pişmanlıkların ölüme dek takip edeceğini aynı zamanda sonraki hayatı ifade eder.Öyleyse sana Karanfil ya da Ihlamur çiçeği vermeme izin ver.Beyaz Karanfil aşkı,Ihlamur çiçeği imkânsızlığı göstersin sana.Kırık kadehimden yudumlarken kestiğim dudağımın kenarının acısını sen de tat,sen de sev benim kadar,sen de yan ateşler içinde,öperek onar kadehimi ve son kez gözlerinde evrenin kıyılarını göster bana.Yaratılış sütunlarını görmek istiyorum sevdiğim,bu aşkın küllerinden tekrar yandığını görmek istiyorum.Mehtap gibi nur saçsın Ay kadehine,bir kadeh daha doldur ardından bir kadeh daha,bir kadeh daha ve ayyaş olduğunda belireceğim gözlerinin yansımasında,ölüm ile bir kadeh şarap içiyor olacağım ve bu dram son bulsun artık diye haykırdığında uyanacağım bu nankör rüyadan.
Ölene dek pişmanlık duyan bu yürek,beraberinde kaderin de salık verdiği ihtimaller bütününün bir parçasında aşkı da yazsın ellerine.
Gün 10-5 Haziran Pazar:
Emre,"Delicesine Âşık" anlamına gelir;adımı bu kadar sevmeme şaşırmamalı.
Son günlerde kendimi 30 40 yaşlarında hissediyorum.Acaba ne olacak diye düşünmeden duramıyorum.Ergenlik yıllarım bitince potansiyel körelme yaşayacak mıyım? Evlenecek miyim? Kariyerim nasıl sonuçlanacak? Kalıcı dostluklar edinecek miyim? Gerçekten intihar edecek miyim? Sanatçı ruhumu büyüdükçe kaybedecek miyim?
Aklımda yüzlerce soru şelalesi...
Yüce doğanın bahşettiği sonsuz huzur ve ahengin bir parçası olabilecek miyim?
Belki de ünlü bir yazar olurum.
Belki de ünlü bir şarkı grubunun üyesi olurum.
Hayat belkilerle akıp gidiyor.Belki de akışına bırakmak en iyisidir.
Su gibi akar gider zaman,tutsan tutulmaz çeksen çekilmez.Kimi zaman saatlerce gökyüzünü seyredip bulutların süzülüşünü hayallerime dokurum.
Bulutlar...Gökyüzü...Doğa'nın fısıltısı...Ay'ın tenimde bıraktığı ince parıltı...Yıldızlar...Ölüm ve ötesi...Ay'ın lütfuyla Denizde gezen Mehtap ve Dalgalar...Yetmişli yılların kokusu ve hissiyatı...Gelecek günlerin telaşı...Cam kırıkları ve yaralar...Göğe kaldırılan bir kadeh şarap...Güneş'in gökyüzünde bıraktığı turuncu kırılmanın gece mavisine terk edilişi...Issız kumsalda arkamdan yeşeren kiraz çiçekleri...Küçük bir yolculukta dinlediğim gökçek şarkı...Aysar...Gökyüzüne şen saçan martılar...Kitabın son bercestesi...Kurutulmuş Karanfil yaprakları...Bastığım toprağın bin bir hikayesi...Bir kadının nazif gülümsemesi...Yaşamak için oldukça fazla sebep var,kendimi Doğa'nın ellerine bırakıyorum.Sayonara🌸
Gün 11-6 Haziran Pazartesi:Meltemlerini pek dilhun sezdim bu gün batımında.Aynı fırtınayı bir kez daha tatmak istemiyoruz farkındayım.Balıkların rahat olsun eski dostum.Kara bulutlar yerini kiraz çiçeği gökyüzüne bırakmak üzere.
Eğer Kiraz Çiçekleri seni ne kadar sevdiğimi bilseydi,sonbaharda yeşerirdi gülücüklerimiz.
Kanatlarından savrulan tüyü aldım ve kırdığım boynuzumdan akan siyah kana banıp yazdım bu anıtı.Deşilen ve savrulan yüreğimi sana emanet ediyorum ve bana kanatlarını ver lütfen ki Tanrı'ya aşkımı saplayayım keskin bir kılıç gibi.Seni bana,beni sana düşüren bu kader kor alevler eşliğinde yansın bu gece.Ay'a yükselen ateş göğü aydınlatsın ve geceyi defetsin.
Yüce Doğa diz çöksün karşımızda.Biat etsin Kâinat.
12'ye bağlanan Gece Tanrı'nın lütfunu ve mucizesini zincire vuracağım iç dünyamda.Shikai🌙
Shikai-12 Haziran Pazar:
Uçmak istiyorum.
Uçup bu dünyadan gitmek istiyorum.
Denizin üzerinden rüzgâr gibi esmek ve gün batımında karanlığa hapsolan ruhumu özgür kılmak istiyorum.
Evren'i görmek ve sırlara ruhumu sunmak istiyorum.
Yağmur bulutları önümü kapatsa dahi mutlu ve huzurlu olacağım.
Doğa'nın emriyle doğrulan faik tepelerin ardından gölgede kalan bütün düşüncelere inat yükselen Güneş'in nam saldığı huzur ve kaos altında boyun eğmek ve ruhumu bahşetmek istiyorum.
Aynı zamanda turuncu gökyüzünü gözlerimize layık gören Güneş zarafetini hatırlatmak için kaybolurken ardından geceyi getiren şahane eltafi ve zarafetiyle Evrende sayısız güzelliklerin olduğunu hatırlatan Ay'a aşık olmamak elde değil.
Gökyüzü kadar hür ve güzel olmak isterdim.Masmavi duvarın bana yeni anılar veriyor. Sahip olmadığım anılar...
Baştan yaratılması gereken bir hayat olduğunda; gökyüzüne bak ve hayallerinin anılarında saklı olduğunu fakat başka hayatlardan sana biçildiğini gör.
Gün 13-15 Haziran Çarşamba:
Hiç ruhunuzun şikeste düştüğünü hissettiğiniz oldu mu?
“Bunca yaraların ardından,yeni bir aşk yaratamazsın.”
Bunca yaranın ardından kendimi,çevremi,kalbimi ve zihnimi baştan yarattıysam ya Şeytan'ın Halifesi olduğum içindir ya da Tanrı'nın sol gözü olduğum içindir. Yeni bir aşk yaratmak mı...Aşka ihtiyacım yok,sadece kendim için bir evren olabiliyorken neden evrenimi insanlarla kirleteyim ki.
Son 3 yılım epey dalgalı bir okyanusun üzerinde çıplak kollarla hayata tutunmaya çalışmakla geçti.Hayat,sol yanımdan mermi gibi geçip giderken ben sadece umutsuz boşluklara savrulup hayatın kırbacını tadıyordum.
Sayfalarca söz ettiğim o Aşk denen çiçek...
Yanıldım...Beni hissizlikten kurtaracağına inandığım aşk,kalbimin ritminden başka hiçbir sessizliği kurtaramadı.Şimdi ise bu kalp,müziğime gürültü katmaktan haz alıyor.
Tüm yol boyunca yanılmışım.Aşk,yalnızlık,dostluk,duygular,zevkler,tercihler,idealler vesaire hepsi o kadar basit geliyor ki dünya huzurundan kovuyor artık beni.
Benim,benliğim,var oluşum ve rollerim her yanımdan düğümlü halatlar gibi çekiştirip duruyorlar zihnimi.
Uyanık olmak çok yorucu Anne,her şeyi anlamak çok yorucu Anne,ölüm aklımı çeldikçe daha çok anlıyorum yaşamayı.Hep en acınası durumlardan en güçlü halime tutunmak ne kadar zor biliyor musun? Her depremde heybetiyle korku ve acı salan bir dağı tekrar tekrar yaratmak ne kadar zor biliyor musunuz? O dağ da yanımdaki bulutlar da içimdeki zindanlar da benim.Ufukta görünen ada da yanan orman da benim.
İnsanlığın iç savaşında süren kaosa dahil olmadan,en arkada tahtıma oturup son bulmasını bekliyorum.Ya onlar bir son verecek ya da kendi hayatıma son verip kendimi bu zulümden kurtaracağım.Bu dünyadan hiç olmadığı kadar nefret ettim.Tüm Dünya'da yalnız olsaydım ne güzel olurdu oysaki,ne hayvanlar ne de insanlar olmasaydı benden başka, muhtemelen en canlı ben olurdum.Gece olunca açar müziğimi uyurdum,sabah gezer öğlen ise bulutları seyrederdim.Doğa ile bir bütün olurdum,ağaçlara tırmanır gökyüzüne yakın olurdum,yüksekten korksam da Dünya'nın güzelliğine olan sevgim,yükseklik korkumdan baskındır.Gün batımını deniz kenarında görmek isterdim elbette.Düşününce yalnız bir hayat ne kadar güzel olurdu...Sadece ben,doğa,deniz,gün batımı,Ay ve yıldızlar...Aşk'a gerek olduğunu sanmıyorum.Sarılmak,öpüşmek,sevilmek veya sevmek benim için bir anlam ifade etmiyor artık.
Dünya'ya diğer herkes gibi bakmıyorum.İnsan aklının alabileceği seviyeyi çoktan geçtim.Bu hissizlikten kurtulmak için aşka sığınabilirim sanıyordum.
Yanıldığımı fark ettim; aşka da kayıtsız kalıyormuşum.Belki de doğru yaşayamadım ama artık bir önemi yok,hissizliği kabulleniyorum.
Gün 14-20 Haziran Pazartesi:
Ay'ın iki yüzü gibi fakat bu defa karanlığa terk edilen taraf olmadan.
Kaos içinde devamlılığını sürdüren Güneş'in öfkesini paylaştığı taraf olarak.Fakat huzura erdiğim bu rüyadan uyanmak istemedim.Halbuki sahteliğe aldanmak son günlerde kendime yediremediğim bir yalandı.
Son kez hatrın üzerine sigaramı çektim içime.Fakat adın kokusuna değil küllerine sindi; Küller adını yazdı dizime.
Herkes omuzdaki yük derken reflekslerim belki de kalbim “kokusu” diye sayıkladı.Güldüler...Halbuki kalbim sızladı.
İzmaritlerden adını yazdım sol gözüme.Tanrı sol yanımı hiç sevmezdi,bu defa acıdı bana.“Çok acınası ve dokunaklı...” dedi defalarca.
Dramatize etmenin anlamı yok,shikai oldukça yakında ve bankai de adımlarını serileştiriyor.
İçimde ruh dedikleri öldü ve geriye bir enkaz bıraktı; toparlanamayacak ruh parçaları kurşun gibi omzumu deldi geçti.Alnımın ortasına bir kurşun,ne rahatlatıcı ama...
Gözlerimin canlılığını yitirdiğini söylüyorlar.
Ah,ah...Neşe ve enerjiyle dolup taştığım günlerimi arıyorum.
Gün 15-26 Haziran Pazar:
Ben bu değilim.Ben,70'li yıllarda faytondan yolculuklara bayılan doğa hayranı sanatçı bir ruhum.Ben bu dünyaya ait değilim,yaşadıklarımın hiçbiri bana gerçek gelmiyor.Yaşadığım duygular bana haz vermiyor.Herkes ve her şey hiç olmadığı kadar basit geliyor.Belki de ben kendi halatıma düğümlendim...
Yürüdüğüm her yolda,sokakta,kaldırımda; içimdeki hislerden bahsediyorum onlara.Bir yaprağa dokunduğumda yaşadığımı vurguluyorum doğaya.Hikayesini soruyorum kâinata; henüz cevap alamasam da bıraktığı hisler çok şey anlatır aslında.
Hayat denilen nimet,onu değersizleştiren ırk tarafından savurganca kullanılmamalı...En azından bunu yapmalarına izin vermemeliyiz.
Benden ayrılan ve bana varan yollarda daima Gece siyahının ahengine kapılırsınız.Zehirli şarap,kiraz ağaçlarının damarlarında kök salınca kiraz çiçekleri kan ağlar kanlı Ay rengi.Yıldızlar uzaktan ışığını ve hürmetini bahşedince gözlerime,yalnızca gün batımı veda eder hislerime.Şimdilik hoşça kal sevgili okurum.Sayonara.
Gün 16-5 Temmuz Salı:
Yalnızlık ne güzel şey; insan yok,gürültü yok,stres yok,dostluk yok,aşk yok.“Hayat böyle akmaz” dersiniz belki ama öyle değil.Bünyenizin kaldıramayacağı,aklınızın başa çıkamayacağı bir huzur ve sefa ile karşı karşıya kalınca aptal insanlar ne yapacağını bilemez.
İnsanların kendi içinde kurduğu düzen ve kattıkları gereksiz oyunlar olmadan hayatın gerçek tadına varıyorum.
Sosyal biri değilim,insanlar fazlalık.İnsanlarla ilgili her detay baş ağrısından başka bir şey değil.Maalesef ki yıllardır karşı konulamayan bir baş ağrısıyla yaşıyorum.
Çok sıkıcı bir adamım.İnsanların sıkıcı bulduğu şeyler benim hayatım.
Hanginiz dağdaki kayaya hikayesini soruyor?
Hanginiz uzandığı çimenlere hikayesini soruyor?
Hanginiz gökyüzüne saatlerce bakıp hayal kurabiliyor?
Hanginiz hayatını yalnız geçirmek istiyor?
Hemcinslerime bakarsam onlar oldukça sosyal ve enerjik insanlar,kızdan kıza atlamalar,gece alemlere akmalar,bulunduğu ortamda samimiyet kurmalar filan...Ben yapamıyorum; İnsanların normal gördüğü şeyler bana o kadar anormal geliyor ki...Tek istediğim ölüp bu kâbusu sonlandırmak fakat Doğa ve Evren namına herkesle savaş içerisindeyim.Her savaş kan dökerek kazanılmaz.
Ah,her neyse...
Gün 17-10 Temmuz Cumartesi: Kelimeler uçurtma uçuruyor zihnimde.Deniz kenarında sıcak kumun yüzeyinde batmadan koşmak pek zormuş.Güneş alçalıyor göz hizamdan,martılar uçuyor tepemde.Onun gözlerinde bulutlar süzülür usul usul.Zaman durur,gözlerim gözlerine aşık olur.Gökyüzü gözlerinin yansımasında daha güzel durur.Gülüşün her sigarama derman olur.Dudakların adımı fısıldadığında Ay ruhumda kaybolur.
Dolunay gecesi İstanbul'un en huzurlu kıyısında ruhumu serbest bırakacak,nereye gideceğine bakmakla kalacağım şayet bana dönerse Bankai ile birlikte dönmüş olacak.Fakat yıldızlara kavuşmak isterse; umarım omzun sağlamdır Mugetsu.
Sevgili *E* O gün o otobüste yanıma oturmanı hiç beklemiyordum.20 Mayıs Cuma: Seni son görüşüm olduğunu bilmeden son kez okula gittim.Seni çok özledim.Yeşermek için baharı arayan kiraz çiçekleri misali mutlu olmak için seni aradım Ay'sız rüyalarımda.Çok özür dilerim fakat sevgime tetiği çekecek gücü kendimde bulamadım.Meğer yaşamak için ihtiyacım olan gücü bana sen veriyormuşsun.Depresif düşünceler zihnimi tırmalıyor,anılar birer birer tutuşup kül oluyor.Katlanamıyorum...Şarkılar senden bahsediyor,sol yanım acılar içinde yanıyor...
†Değiştim desem döner miydin anında?
Ellerimden tutup çeker miydin dünyana?
Keşke tekrar bir olsaydıkta güzellikler peşinde koşsaydık ya...†
20 Haziran Pazartesi; 1 ay boyunca her gün seni görme umuduyla kütüphaneye gittim.Yüreğim parçalanmış,kanlar içinde geçtiğim yollarda her geçen gün ölmek istedim.
Sayonara...🌙
Gün 18-12 Temmuz Salı:
Something is missing in my heart,in my body,on my shoulder,on my destiny.
Dolunay Gecesi bir başkadır ömrümde,
Yaşlı anılara tutulur ıslanırım,
Nazlı Dolunay'a dikilir gözlerim,unutulur dertlerim.
Ay aydınlık...Karanlığı def eder,sen gibi.
Yürek ıslak...Isıtırsın gönlümü,Ay gibi.
Gözüm yaşlı...Unutturur acıları,sen gibi.
Ruhum karlı...Güneş toplarsın,Ay gibi.
Denizler dalgalı...Yakamoz açar,sen gibi.
Şarkılar hüzünlü...Sesini özletirsin,Ay gibi.
Apocalyptica.
Gün 19-15 Temmuz Cuma:
Ruhum bedenime zincirlenmiş,içimde yanmışım,bitmişim,sıkışıp kalmışım ve çekip alan olmamış; düştüğümde yalnız kalmışım.
Korkularım yoluma duvar sermiş.
Sevmekten değil,sevildiğimi zannetmekten korkmuşum.Acı,tutkulu kollarını açıp beklerken sarılmaktan korkmuşum.
Korkularımdan sevememişim,aynı şeyleri yaşayıp ölümün tatlı gelen kollarına kavuşmaktan korkmuşum.Gözlerimdeki yıldızlar söner de Evren ümidini izmarit gibi atar diye korkmuşum.
O gün hırkan yastığımın yanına kavuştuğunda yıpranmış,solmuş,yaşlara tutulmuş ömrümün en huzurlu uykusunu bana verdiğin için sana binlerce kez teşekkür ettim.
Dün gece yanında mutlu olduğumu hissettim rüyamda güya hissetmek bir kenara mutlu olmak epey yabancı bana.
Kokunu,ruhunu,sessizliğini,gülümsemeni özlüyorum.
Öyle ki sessizliğini dahi özlüyorum.
Kalbimi hırpalayan,bana ait olmayan kalbin mi yoksa layık olamadığım sevgin mi?
Shikai,acıdan besleniyor,sevgiye ihtiyacım olmadığını söylüyor.
Bankai,nihai sanatın ruhuna ulaşmak için sevgiye muhtaç kaldığımı söylüyor.
Ah o eski anılar yanından bile geçmezmiş.
Sigaramın dumanında,
Omzumun kenarında,
Yastığımın yanında,
Kokun olsun İSTERDİM.
*Bankai* Son Gün 20-12 Ağustos Cuma:
Bugün sevgi dolu hissediyorum,yüreğimde kiraz çiçekleri yeşeriyor.
Düşünmek ne güzel bir nimet.Aklımdan çıkaramadığım bazı gülüşlerin var.
Gözlerim seni arıyor,bulutlar neşe saçıyor,Ay yıldızlarıyla parıldıyor,seni düşündüğümde yüzümde naif bir gülümseme kıvılcımlanıyor,sesin ahsen bir şarkı ve kalbim dans ediyor.
Göklerden gelen bir meleğin verdiği gür,beyaz ve göz alıcı kanatların ile karanlıklarda hapsolan sanatçı ruhuma umut oldun.
Bir heves sevmek mi yoksa seni sevmeye heveslenmek mi kalbini fethedecek?
Sevmekle lanetlendim.Sonu gelmek bilmeyen sevgim,nurlarla kutsanmış gözlerine biçilmiş kaftan.
İç dünyamın sığ sularında,karanlıkta zincire vurulmuş,lanetlenmiş,mühürlenmiş,yasaklanmış,aşka veya yıkıma yol açabilecek taşkın bir sevgi var.
Aşk ya da yıkım senin ellerinde.
Hiç görülmemiş,eşi benzeri olmayan nihai aşk ya da bir kalbin çöküşü,güzlerde tuttuğum ellerinde.
Dolunay gecesi bir başkadır ömrümde.Gece'nin koynunda,Ay'ın omuzlarında,bulutların üstünde,senin kollarındayım.Huzurlu ve şefkatli öpüşlerin,sadakatin ve kilitli kalbimin anahtarı.
Hislerim kadar hissettiklerin var içimde.
Son zamanlarda önceki hayatlarım gözümde canlanıyor.
Bana göre hisler;ruhun kendisinden gelen mektuplu güvercinler.
Ruhumun derinliklerini düşünmek beni ölüme daha çok yakınlaştırıyor.Belki,ölürsem ruh veya martı olarak geri gelirim.Hiç şüphesiz ki bu dünyaya bir daha gelmek yapacağım son şeydir fakat son kez masmavi gökyüzünün karanlığa süzülüşünde martı olmak isterim.
Elveda hayat.
Elveda anılar.
Elveda ruhumdan bir parça bıraktığım ağaçlar.
ANIT
Bankai




Yorumlar
Yorum Gönder