Küçüğüm

Ay ışığı altında kendi gölgene sığınırken buldum seni. Gözyaşların yağmur gibi damla damla ıslatırdı omuzlarımı. Sezgilerim, yazgılarım hiçbir zaman yanıltmazken beni, savaşlarım, figanlarımın sonu gelmezken, hayat denen bu yalana aldanamazken bile ben sana yenildim. Bir damla gözyaşınla bin yerimden bıçaklandım. Sen gülmezken ne haddine bu güneşin doğmak? Sen ağlarken ne haddine yağmurların yağmak? Sen gülmezsen ne haddime benim yaşamak.

Gözleri ve saçları kum gibi, kalbi masmavi elmaslar gibi.

İnsanlar gibi... Dışımda bir dünya var ama kararıyor güneş batınca. Ruhumu aydınlatan soluk tenli yıldızlar gibi... Onlardan biri hayallerim. Geceler kadar karanlık düşlerim. Uyandığımda hatırladığım tek şey mağlubiyetim. Gece aynadaki adama bakıyorum ama içindeki kırıklığı bir ben biliyorum. Ne olacak bu zavallı, sefil adamın hâli?

Dünyadan gelip giden her canlının hayatını görmek, kendimi onların yerine koymak isterdim. Her davanın asıl suçlusunu, her ölümün gerekçesini, kısacası her şeyi bilmek isterdim. Cansız da olmak isterdim. Bir çocuğun ejderhaya benzettiği beyaz bir bulut, pencereden dışarı bakıp hayatın akışını izleyen bir oyuncak ve de yaşlı bir ağacın sararan yaprağı olmak isterdim. Zamanın başından sonuna dek ne olup bittiğini görmek isterdim. Ölen ve doğan tüm yıldızları seyretmek, başlayıp biten tüm hikâyelere şahit olmak isterdim. Hayatın akışını usulca izlerken, gökyüzüne bakıp küçük nağmeler mırıldanmak isterdim.

Zamanın sadistliğini anlamıyorum. Seninle bir yıl sonra tanışacak olsam o bir yıl bir asır sürer ama seninle bir yıl önce tanışmış olsaydık bu koca yıl su gibi akıp giderdi. Ben hâlâ seni bulamadığıma yanarım. Bu kısacık ömrümde omzuma yaslanan yokluğun asırlardır ruhumu parçalıyor. Yanında olmak etrafımda milyonlarca koruma olmasından daha güvende hissettiriyor. İçimde eksik bir parça vardı, adı mutluluk. Hayatım sensiz hiç tamamlanmamış. Seninle yürüdüğümüz an gökyüzünde kaç bulut olduğunu bile hatırlarım. Gözlerine bakamamaktan korktuğum kadar âşığım. Bağrında uyurken hislerimi anlayan kalbine âşığım. Gülüşüne âşığım hayattaki tüm olumsuzlukları unutturan. Ölüm kapımı çalana dek, son nefesimde dahi sana olan aşkımı haykırırım. Kalbime kanat takıp gökyüzüne kavuştururken sen, kalbimden gelen sözler ve zihnimde figan eden seslerle sana şarkılar söylerim ben. 

Gövdeyi kan revan götüren bu savaş sigaram bitene, gün doğana kadar sadece.

Sen yeter ki gül küçüğüm. Daima o temiz ve saf kalbini insanlardan koru. Daima gülümse. Öyle bir gül ki hayata acılar cüret edemesin kalbini kırmaya. Güçlen küçüğüm. Acılar seni bulduğunda dik dur ve dinle. Güçlen küçüğüm. Kimsenin, hiçbir şeyin boynunu bükmesine müsaade etme. Kabullen küçüğüm. Zamanın acımasızlığını ve kanayan dizlerinin acısını kabul et. Aç kollarını ve sımsıkı sarıl hayata. Kaktüs sandığın o hayat ve sarıldıkça yüreğini delip geçen o dikenler sana hayatı sevmeyi öğretecek. Ne kadar korkarsan kesilmekten o kadar sivrelecek dikenler. Bir gün sevgiyle kucakladığında göreceksin ki hayat kaktüs değil, gül gelecek. Acısıyla güzeliyle bir ömür geçiverecek gözlerinden. Rayında giden tren gibi şıp diye bitecek. Sonlar seni korkutmasın küçüğüm, elbette her şey sona erecek ama anıların pâyidar kalacak. Şarkının en sevdiğin kısmını açıp açıp dinleyeceksin. Bazen, unuttuğun günlere hasret çekeceksin. Ama asma suratını yavrucağım, sen hiç ölmeyeceksin. Daima hiç gülmemiş gibi saf ve içten güleceksin. Engel olmak isteyenler olacak, bazen susup dinleyeceksin. Ama n'olur küçüklüğüm, umudunu hiçbir zaman yitirmeyeceksin.

Elveda🌙

Yorumlar