Serzeniş

🌙

Sevmek her zaman cesaret istedi. Nefretin ise yıkılan hayallerdi tek sebebi.

Yeni bir Ay doğuyor.

Dünden daha parlak fakat yarından daha mat bir Dolunay karşısında, yakamozları kovalayan yıldızlar gözlerinden yansıdığında, şiirlerim ve nağmelerim, gözlerine dalıp giderken ben, narin ve şefkatli bir esintiyle saçlarına konan birkaç yaprak kiraz çiçeği olacak.

Her geçen gecede biraz daha güneşe yaklaşıyor, dünyadan kaçarken yeni bir dünya buluyor, içinde saklı bir güneş olsa da ruhunun gecesine kavuşmak istiyordun.

Dolunay'ın iki yüzü gibi fakat yeni bir Ay ve yeni bir adam. Anılarda gezinirken yalnız bir adamla karşılaştım. Deniz kenarında kumdan ev yapan, suratı beş karış, karamsar bir adam... Kumdan evine kumdan aile yaparken dalgaların kalbini yerle bir ettiği bir adam... Kaç dalga yıkarsa yıksın bıkmadan usanmadan huzurlu bir yuva kurmaya çalışan ümitsiz bir adam vardı. Elimi uzattım. Onu bu sefaletten kurtardım. Ona yaşatılanların kırıklarını asla onaramayacak olsa da, boşlukları sevdiklerinin, onu sevenlerin ve içindeki çocuğun sevgileriyle kapatacaktı.

Acıları halının altına süpürür gibi zamanla dolacak, kendi nefretimle boğulacaktım.

İçimdeki çocuk kocaman adam olduğunda hayatın merhametsizce savurduğu silveleri unutacaktım.

Yeni bir ben olmak için ben dediğim o adamı bir de ben öldürecektim. Değişiyoruz, hayatta bir basamak çıkıp on basamak düşebiliyoruz. Bu, bizi devam etmekten alıkoymuyor.

Umut, duygular arasında en acı vericisiydi, paramparça olsak da kanıyorduk en ufağına.

Hayata karşı serzenişlerim, içimdeki okyanusla beraber dalga dalga huzurumun kıyılarına zalimce yanaşıp huzurumu, mutluluğumu, umudumu, varlığımı ve yokluğumu parça parça alıp götüremez artık. Huzurdan duvarlarımı yıkamazlar artık. Dünüm, bugünüm, yarınlarımın telafisi olmayacak. Sıkıca tutunsak da hayat halatına, bir anda kopabileceğinin korkusu kalbimizde hayata yer bırakmadıkça yaşayamadıklarımızın pişmanlığı, atamadığımız adımların ukteleri ve yaşadıklarımızın burukluğu, yağmurlu bir sonbahar gün batımının kırgınlığı olarak bizlere dönecektir. Yaşamanın korkusu, yaşamamanın korkusu kadar olduğu sürece sadece nefes alır, uyur ve yaşayamadan ölür insan. Beyninle kalbin çelişiyorsa kalbini dinle, çünkü beyin unutur fakat kalbin silemez o izleri.

Bir gün durakta otobüs beklerken dikkatini çeken biri olursa, git konuş, utanma, çünkü insan yaşadıklarını unutur, yaşayamadıklarıyla unutulur.

Zamanın eski sahneleri yandıkça külleriyle kalbimde iz bırakır. Çocukluğum şu yaşımda bile yanımdadır.

Sayonara🌙

Yorumlar