Gözlerimdeki Yıldızlar

Hiçbir yere giden milyon yol.

Kimse enkaz devralmak istemez; bu yüzden, ayağa kalkmaya, dirilmeye, yaşayıp gidebilmeye çalışıyoruz, birinin kollarında yeniden yıkılabilmek için. Ayakta olduğum her günün yorgunluğuyla yıkılırken omuzlarında, başucumda geceyi örten saçların dokunur gölge gibi huzurla dolup taşan ruhuma.

Unutuyorum. Kim olduğumu unutuyorum. Bana zulmeden insanları unutuyorum. Yüzümde çiçekler açtıran anıları unutuyorum. Unutulmaya yüz tutmuş hatırlı günlerim, güneş gibi solup gidiyor. Ellerimden tutup büyüten acılarım, çıkardığım anlamlar; derslerle birlikte silinip gidiyor zihnimden. Dünüm yok, bugünüm bulanık, önümde iç karartan bulutlar var. Boğucu bir sisin içinde nereye gittiğimi bilmiyorum. Bir gün güneş karşıma çıkıp unutturacak mı üşüdüğüm günleri?

Kimi seçmeliyim?

Sana giden bir yol yok, sevgilim. Ama seni ararken buluyorum kendimi. Yokluğun karanlık sokaklarından çekip almalıyım bizi. Sen yoksan ben var olamam. Sen olmadan ben olamam. Biliyorum, bu dünya için fazla güzelsin. Biliyorum, bu dünya için fazla iyisin. En çok da yokluğun parçalıyor kalbimi. Yoruyor, kırıyor, kanlar içinde gömüyorsun bu kalbi. Öleceksem de sana giden milyon yolda öleyim.

Sevmeyi unuttuk. Onca nefret, yalan, gurur, kin, üzüntü, korku, endişe ve kibir yüzünden ne sevgiye yer ayırdık ne tevazuya. Duygusuz kalplerin korku dolu gözleri sevmekten, değer vermekten bihaber olmuş. Sevilmek nasıl bir histi ki? Birinin, gemisi battığında sığındığı liman, sırılsıklam olduğunda yanaştığı soba, kalbi kırıldığında sarıldığı insan olmak nasıl bir histir ki? İnsanlar gibi... İnsanlar gibi sevilmek nasıl bir histir ki? İnsanlığı geride bırakalı epey vakit oldu. Tekrar insan olabilir mi kalbim? İzin verir mi insanlara olan kinim?

Sar beni. Hiç görmediğin o merhamet ve sevgiyle sar beni. Sar boylu boyunca, yak sigara gibi. Külüme can verir gözlerimdeki gülüşün. Sensin bir ömrü verdiğim en nadide düşüm. Sar beni çiçekler gibi. Sevgili yüreğinle sımsıkı kucakla yüreğimi. Göm beni kalbinin en tenha kıyılarına. Çiçek açacak yakamozlar bu baharda. Son buldur avare vuslatıma bir dolunay akşamında.

Gölde yüzerken kuğular, dolunayı aydınlatırken mumlar, elim gezinirken teninde; dilimden düşmeyen, aklımdan çıkmayan ve kalbimi derin bir sevdaya vuran kahverengi gözlerinin içinde beyaz bir melek var. Hırpalanmış, incinmiş, burkulmuş, yarı yolda bırakılıp kaybolmuş, kırılmış ve solmuş kalbimde, kırık dökük eski ve terkedilmiş bir köşkte yaşar gibi yaşadın yıllarca.

Her insan biraz şiir sever aslında, içinde kendini bulursa.

Dünüm güz, yolum bahar.

Ben bir yolcuyum yağmur altında.

Mutluluğun darağacı, yoldaşımın hüzünlü gözyaşlarıyım.

Ben bir yolcuyum. Dağları, ovaları geçen bir gökyüzüyüm.

Namütenahi yolların bağında açan bir mevsimsiz gülüyüm.

Öksüz ağaçların yaşam öyküsü, yaşam ve ölüm arasındaki bir rüzgâr gülüyüm.

Ben âşık bir yolcuyum, vuslattır benim aşka giden yolum. Göktür benim en derin kuyum.

Bir ömür daha... Bir ömür daha bahşet bana! Gözlerimdeki yıldızlar sönmeden önce bitse bu rüya... Sefa ve sefalet arasında gidip gelmekten törpülendi ömrüm. Oysaki tek isteğim huzurlu bir ölüm.

Bir yoldur gökyüzü sonsuza uzanan. Bir cezadır umut acımızı uzatan. Şayet gözüne bir damla uyku girmiyorsa eğer, yokluğumdur seni huzurdan uzak tutan.

Elveda🌙

Yorumlar

Yorum Gönder