Uçurum

Uçurum

Benim bir evim de benim bir yerim de yok. Uyumsuz, aitsiz bir insanım ben.

Artık yeni yollara adım atma, suratıma çarpmayacak kapıların eşiğini aralama vakti.

Merhametli ol. Her şeye rağmen.

Bir mezar kazdım son on gün boyunca. Biri daha öldü içimdekilerin. Öncekilerle birlikte yazıldı mezar taşına. Bir mezar kazdım gözümden düşen onlarca anıya. Ruhumun bir mezarlıktan farkı kalmayana dek parçalandı minik kalbim. İncinmek, hırpalanmak yeni bir şey değildi bu kalbe. Çocuk yaşta anlamıştı kırılanın yalnızca camlar olmadığını. Camların da bir kalbi vardı, kırıldıkça vücudumda izler bıraktı. Bu kalp de cam gibi kırıldıkça keskinleşti. Kırıldıkça küçük parçalar hâlinde kesikler açtı ruhumda, bedenimde. Bir bıçak gibi sivrelse de ucu sana değmez sevdiğim. İncitmez kimseleri hançerden yüreğim.

Yalnızlık ile yalnız olmak arasında bir fark var. Yalnız olmak bir tercih, yalnızlık ruhunun içinde kaybolmak gibidir. Yalnızlık, son dakika kaçırdığın uçak, yolculukta biten yakıt, dolunayın önündeki bulut, en sevdiğin şarkının bittiği an oluşan sessizlik, hayal kırıklığı sonrası içindeki boşluk ve ağladığında sarılacak bir omuz ve başını koyacak bir kucak olmaması gibidir. Yalnız olmak ise güneş batarken dinlediğin şarkıdaki huzurun ruhuna akması gibi. Kâbus ile rüyayı birbirinden ayıran gördüklerin değil, hissettiklerindir. Her yerde yalnız olunmaz ama her yerde yalnız hissedilebilir.

Çocukluğumla aramdaki uçurum giderek büyüyor yaş aldıkça. Yitirilmiş günlerin hatırı, çocukluğum gibi unutulup gidiyor.

Bir şeyler oluyor. Bir şeyler olmuyor. Hayatta olanlar, olmuşlar, olacaklar ve olmayacaklar var. Nedenli bir olacak ve olmayacaklar dizisi bu hayat.

Hissediyor musun? Bu külfet, bu sükûnet ve bunca hiddet... Ruhuna dağlanmış bunca yüke rağmen hâlâ ayağa kalkmak için verdiğin savaşta attığın acı dolu çığlıkların sana verdiği gücü damarlarında akan yüce kanda hissetmiyor musun?

İçinde bir uçurum kadar hiçlik, ve o uçurumu doldurabilecek kadar nefret var, biliyorum. Ancak şefkat ve merhamete sahip bir kalp bu acı noksanlığı kapatabilir. Uysal ve saf olmamızı istiyorlar. Daha kolay yönetebilmek için ayakta uyumamızı bekliyorlar. Bunu hayatın her yerinde görebiliyorum. Zekiliği, kurnazlığı hor görüyorlar. İşlerine geldiği gibi yaşamamızı istiyorlar. Bu insanlar ölümü hak ediyorlar. Ölmüyorlarsa biraz yardıma ihtiyaç duyuyorlar. Bazı insanlar merhameti hak etmiyorlar. Merhamet de saygı gibi hak edilmelidir. Yeri gelince insan da kılıcını çekip savaşmayı bilmelidir.

Hey, eski dostum, içtiğimiz biralar ve o sokaklar adımızı anıyorlar mıdır dersin?

Yoksa, sokaklarımız bir daha kesişmez mi dersin?

Onca anı, onca hatıra üç beş kuruşa yanar mı sence?

Varır mı sona bu hain hasret? Biter mi yarın bu küslük, hararet?

Bir kadeh daha doldur. Bir kadeh daha...

Sayonara🌙

Yorumlar