Gözlerindeki Buğu
Gün Batımı yaklaşıyor.
Unutulmuş eski hisler yeniden açığa çıkıyor. Üstüne titrediğim her şey adına özür dilerim. Hem onlardan biriyim hem de değilim. Aynı zamanda, aynı mekanda birçok farklı kişiden biriyim. Ama hiçbiriyle aynı değilim. Ben özelim, herhangi biri gibi.
Sigara dumanını içimden bir ateş gibi atıyorum. Yıllardır sönmeyi bekleyen bir yıldız gibi... O güzel rüyaları geceye çağırıyorum.
Uzun zamandır içimde haykırıyordun. Uzun zamandır seni bekliyordum. Damarlarında hissettiğinin ne olduğunu hatırlıyor musun? Güç. Ama bu sefer yalnız değil. Hiç olmadığı kadar. Hürlüğün bende olduğu zamanları ne çok özlemişim.
Gezdiğim her şehirde farklı bir his vardı. Her birinde başka bir hayatım vardı. Hissedebiliyorum, bu şehirlerde adımız kazılı, çocukluğumuz her sokakta bir iz bıraktı.
Her insan, hayatının bir döneminde kendini tanımak zorunda kaldığı bir dönemden geçmiştir. Kim olduğunu, kim olacağını bilmeden günler geçmiştir. Bu gizem zamanla insanın içine sığdıramayacağı kadar büyük bir rahatsızlık vermeye başlar.
Kokun yanımda her an. Acını taşıyorum sol yanımda her an. Unuturmuşum oysa kokunu, düşse yakamdan bir an.
Canıma yetti şu yeni dünyanın alçak insanları. Ancak henüz kimsenin ölmesini isteyecek kadar incinmedim. Ama ölün, benden habersiz. Ben ise sizden habersiz. Silinse varlığınız hiç iz bırakmadan, hiç anı ve giz bırakmadan...
Gözlerindeki ayna buğulanmış. Yalanlar hiç olmadığı kadar net olsa da gerçekleri göremez olmuşsun. Olanı değil, olabilecek olanı görmekten yolunu unutmuşsun. Bu yoldaki sis yüzünden ne için yola koyulduğunu unutmuşsun. Hatırla. Bugün buraya gelmeni sağlayan acı dolu günleri hatırla. Kalbindeki yaraların üstüne basarak attığın her adımın seni ne kadar güçlendirdiğini hatırla. Unutmak istediğin günlerden çıkardığın dersleri hatırla. Sesimi duy. Her çığlıkta sana geliyorum.
Küstah ve burnu havada tavırlarının altında büyük bir hüzün ve yalnızlık yatıyor, biliyorsun. Sert bir kayayı andıran bakışlarınla en ufak ilgiye yumuşuyorsun. Gardını düşürmekten, tekrar incinmekten korkuyorsun. Nerede o azimli günlerin? Nerede o eski günlerin! Söyle, NEREDESİN!
İnsanlar çok duygusuzlaşmış, vicdanca yoksullaşmış, kalpçe yoksunlaşmış. Öyle alışmışlar ki, sahip olduklarının kıymetini unutmuşlar. Alışmak her duygunu yatıştırdı. Seni bir ağaç gibi durgun ve yalnız bıraktı. Alışmak uyuşturur. Alışmak duygularını köreltir. Alışmak insanın en nankör yeteneğidir.
Yalnızlığı ben seçtim. Lüzumsuz bir kalabalıktan ziyade huzurlu ve gururlu bir yalnızlığı tercih ettim. Nihayetinde yıldızlar gibi...
Sayonara🌙




Yorumlar
Yorum Gönder