Ruhun Yankısı

Ah, ne güzeldir uyumak! Rüyalarla buluşmak... Kavuşmak mesela bir hayale ne kolaydır yaşamaktan.

Bir hikâye anlattım hurda parçasına, anlat dedim. Resmet dedim. Cansız bir hurda, can verebilir mi bu hikâyeye? Tattıramaz hiçbir şarap bir zamanlar sahip olduğum o aşkı.


Yıllarca süren bu romanı bir resimle anlatmak mümkün değil tabii. Sözü biten bir şarkı gibi artık, son haykırışlar da sona erdi.

Dünyalar yıkılırken karşımda, bir sigara yakıyor, bir taş da ben atıyorum artık. Hani derler ya “Kimi 15 yaşında, 25 yaşındakilerin hayallerini yapmış olur, kimi 25'inde düşer 30'unda doğrulur. Kimi yıllarını verir, kimi de hep sahiptir. Kimi hayalini kurar, kimi de oyuncak gibi savurur atar.”

Sadece zararsız bir merak. Ama ya yıllar önce o mesajı hiç atmamış olsaydım? Ya o gün servise binmemiş olsaydım? Ya, ya, ya... Elden bir şey gelmez, sadece küçük bir merak.

Aslında senden değil, sana verdiğim değerden, sevgiden ve gecelerden bahsediyorum. Hep öyledi ve sona erdi.

Bak, bir de yeni gitarımdan dinle:


Hiç meraklanmayasın, artık bıraktım imkânsız ya da imkânlı olmaksızın kovalamayı. Hatta bazen sana imreniyorum. Savaşını kazandın ve her geçen gün bir önceki günü onurlandırıyorsun. Bu yolda attığın bütün adımları anlamlandırıyorsun. Öte yandan benim adımlarım, hayatın sonraki hamlesi kadar muamma. Ne yöne, neden ve ne süratle gidiyorum bilmiyorum. Yaşamaktaki iki nedenimden biri hobilerime olan bağlılığım. Bloglar yazmak, müzik yapmak, yaşamaktan keyif aldığım şeylere sıkı sıkıya tutunmak istiyorum.

Son kelimesi çok klişeleşti sanki. Ölüm alsın yerini.

Bir gün bana beni değersiz hissettiren herkesten ve her şeyden intikam alacağım. Affetmek bana yakışmıyor, denedim fakat dünya öyle dönmüyor.

Ben artık ne dünde ne bugünde ne de gelecekte yaşıyorum. Azar azar gün geçtikçe ölüyorum. Bir gece daha kaldıramam bu acıyı. Ne yapmalı? Bir iş bulup kendi müzik stüdyomu kurana dek mi çalışmalı? Ya da kendimi yüksek bir yerden mi atmalı? Karar veremiyorum. Kalbim durmak ister de beynim dinlemez onu. Keşke uyurken ölsem. Güzel bir rüyada sonsuza dek kalabilsem... Hatta kâbus görsem daha iyi şu hayattan. Hatta kâbusta kalsam sonsuza kadar yine fark etmez. Yeter ki kurtulayım şu hayattan. Eğer bir gün aklım kalbime yenik düşerse üzülmeyin. Tek istediğim buydu. Güzel anılar, mektuplar ve umutlar bıraktım geriye. İlham olsun külüm, mezarım başka sanatlara. Bir sene geçti o zulümün üstünden ve hiçbir şey değişmedi. Hiçbir şeyi değiştirecek güce sahip olamadım. Ben değiştim ama dünya aynı kaldı. Yavaşça bu girdabın içine sürükleniyorum. Ama çoktan boğuldum. Beni iyileştirecek tek şeyi biliyorum. O da yalnızlık.

Ah, ah... Ah şu yalnızlık ne fânidir ne ebedi fakat onunla da olmuyor, onsuz da. Arada bir yalnız olmak iyidir. Fazlası insana fazla gelir.

Bazı anlarda önceki hayatlarımdan anılar hatırlıyor, hissediyorum. Belki de sadece öyle zannediyorum. Bir gün kalbimin derinliklerindeki sırları notalara dökmenin bir yolunu bulacağım ve o gece ruhum dört bir yanda yankılanacak.

Bugün hayata atılışımın ilk günü, acelem yok. Önümde upuzun yıllar ve sağlam bir halata bağlı bir hedefim var. Hayal değil, çünkü ulaşılması imkânsız değil. Annemi gururlandırmak istiyorum. Hayatım müzikten ibaret olsun istiyorum. İleriki senelerde, normal bir evin normal bir yirmi beş metrekare odasında hayatımın geri kalanında müzik yapmak, kitaplar yazmak, son hayal kırıntılarım olan ünlü bir yazar ya da müzisyen olmanın uğrunda yaşamak istiyorum. Bu zamana kadar gerçekten istediğimden emin olmadığım, belki bir kapı açar diye yabancısı kaldığım yollarda kayboldum. Bu zamana kadar yarım bıraktığım tüm tutkularımdan özür diliyorum. İnsan, sevdiği şeye olan tutkusunu kaybetmediği sürece hayat onu o yola sürüklüyor bir şekilde.

En ufak parçalara dağılsam, kırılsam, kahrolsam dahi yeniden doğar, yeniden yükselirim ben. Tanrı'nın bir lütfu mu, yoksa bir lanet mi?
Çünkü ben dengenin şuur kazanmış hâliyim. Hem vazgeçmem hem de vazgeçerim. Hem yükselir hem düşerim. Ben hem çelişki hem de ahengin kendisiyim. Her şeyin bir sebebi bir de bedeli var. Evrenin kusursuz bir dengesi vardır ve ben o dengeyle birleşiyorum. Ödenmeyen tek bir bedel var, onu da canımla ödeyeceğim.

Ay'ın karanlık yüzünden sevgilerle...

Emre Ay.

Sayonara🌙

Yorumlar