Kadehlerle Dans

Yorgun Yağmur

Arafta bir zihinde haftalar geçiyor. Bu karanlıkta tek bir sözcük bile görünmüyor. Sessiz, karanlık geceler örtüyor sözcüklerin üstünü. Kitabın başındaki boş bir beyaz yaprak gibi...


Ben bir günahkâr...

Yine bir iş görüşmesinde hayallere daldım. Şu anda olduğum yerden, yıldızlar rast gelseydi olabilecek olduğum yere baktım. Gökyüzünde... Hayat... Hayır, kendimi bu hâle ben getirdim. Hayatı suçlamayı bırakınca mı olgunlaşır insan, fakat her suçun aslı ben miydim? Ben bir günahkâr... Pes etmiş ruhumun bir fırtına misali... Yağmur değil, kurşun yağıyor. Kurşun... Hani o kalem olan, ilham uğruna mı yaktım yoksa dünyayı? Sanırım hak ettiğimi buldum. Bir dibe attım kendimi farkında olmadan. Bir iş görüşmesine daha gittim, yine gözlerimin önünden geçti elimden kayıp giden bu hayat. Kendimi cehennemin avuçlarına bıraktım. Bir köle oldum, zindanlara düşüp tutsak oldum. Esir oldum hayat şu kilide. Kendi yolumda avare oldum, bırakın kursunlar çilingir sofrasını. Suçum nedir, hâkim?


Olmak ve olma hâli...

Ben severim, sen sevilmekten bahset bana. 

Sevilmek...

Sevilmek nasıl bir his acaba?

Hiç tatmadığım bir duyguya, hiç tutmadığım ellere, değmediğim tene, okşamadığım saça, bir kez olsun delice sevilen olmaya vuslatım, göğü tattım. Şu dünyayı çekilir yapan bir kalbe tüm benliğimle sarılırdım.

Kimse olmadı.

Bu zamana kadar bana 'Ben sevildim, beni de sevdiler, hem de çok sevdiler.' dedirten kimse olmadı dersem dostlarıma saygısızlık etmiş olurum ama aklından ne geçiyor hayat? Kaderimde var mı söyle. Yoksa hayal ettirme. Zahmet etme, ben zaten alıştım yarım kalmışlıklara.

Bana sevgini geri ver. Geri ver! Ne olur geri ver. Bana sevgimi geri ver. Geri ver dünya, hüznüme eşlik eden yağmuru düşün. Toprağa sarıldı mutluluğum, ne haddine kimselerin! Ağaç oldu sevdam. Olsun, yuva olurum kuşlara... Mutluluktan dökerim yaprakları. Sensiz de döner dünya. Sensiz de yuvalanır kuşlar, ağaçlar... Kurusam da solmam, bir iki uzanır, kitap okur, şiir dinler bir ağacın gölgesinde... Olurum bir gün mutlu.

 Boyunduruğum ne kadar renkli ve parlak, değil mi? Desenler bile var üstünde!

Gözyaşlarımın ıslaklığını anlattım bu gece yastığıma. Benden daha iyi tanır belki kederi. Onu da bir kibritle yaktım. Bulutlar vardı rüyamda... Gökyüzünde bembeyaz bulutlar... Bana hep umudu yaşatırlardı bir zamanlar. Artık bulutlar da karardı. İçinde yalnızca yalnızlık kaldı. Benden daha yakışıklısını bulabilirsin, benden daha uzununu... Daha kaslı, daha zengin, daha sağlıklı, daha güzel seven bulabilirsin. Her şeyiyle benden daha iyi birini bulabilirsiniz, ama beni değil. Beni değil... Bu ruhu başka bedende bulamazlar. Gökteki en karanlık yıldızım ben. Sessizce ölür, bir ışık zerresi bile olmadan veda ederim. Beklentilere inat beklenmedik benliğim.

Yakılan binlerce sigaranın ardından ben kül oldum, sen gül. Dökülen onlarca yaş ve yaprağın ardından, ben külüm sen ömür.

Gazete kokusu ciğerlerime indikçe nostaljik bir film gibi hissettiriyor. Öte yandan birileri duygularını reddediyor. Ben savaşmam, karşı koymam duygulara. Canımı ne kadar yakarsa yaksın. Kabul et. Birlikte yürü. Duyguların engelin değil, dostundur. Beraber yürüyelim. İnsanlar mutlu olmak ister, mutsuz olmayı hangi deli ister ki? Ben hariç tabii. Mutsuz olmak da isterim bazen. Bazen sadece oturup üzücü şarkılar, şiirler dinlemek... 70'lerde yazılmış bir kitabın içinde sıradan bir isimden ibaret olmayı hissederim. İçimdeki burukluğu gözlerimden değil, yüreğimden atarım. Ne kapanmaz yarayım, ne de sarsan kalırım. Yapraklarım soldu, daha gür çıkmak için sonraki bahar. Gözlerim doldu, kayboldukça aklımda anılar. Ama dur, gitme! Birlikte yürüyelim, ne dersin?

Akşamüstü siyaha varan gökyüzüne her baktığımda aklıma sen gelirsin. Kadeh dinlediğimde, sigara ile birlikte şarap içtiğimde, gökyüzündeki bembeyaz bulutlara ve Ay'ın güler yüzüne baktığımda... Siyaha benzersin, ama herhangi bir siyaha değil, gece siyahına. Ayın karanlık tarafı ve benim ruhuma...

Ah, Karlısu'nun dağlarında bir biz kalmış. Hayaletlerimiz hâlâ o yarım kalmış rüyayı görüyor. Bilmediğin bir yarım kalmış hikâye daha var, arkandan koşup seslenmeye utanan bir çocuğu anlatıyor.

Mutlu cümleler kurdum bu sabah içimden. Gök masmavi. Umut dolu... Yaşama sevinci gözlerime vardığında, o uzak diyarlarda buluyorum kendimi. O dağlar, o beyaz bulutlar, yeşil yapraklar... Rüyalardan fırlamışçasına parıldayan bir dünya... Dünya hep bu kadar güzel miydi? Evet, aslında renkler hiç solmamış, hiç kırılmamıştı. Biz başka bir dünyayı görmeyi seçtik. Ve ben uzun zamanlar ardından iç huzurumun sesini duyuyorum tekrardan. Bu huzurlu küçük anda içimde, en çok da kalbimde... Seni hissediyorum. Seni... ve her ayrıntını. Bu yüzden hâlâ... Hâlâ buradayım, beni hep bıraktığın yerde. Yankılanıyorsun geceleri rüyamda.

Kadehlerle dans ettim bu gece. Uzun bir aradan sonra gözlüğümü geri taktım. Dünyayı, renkleri daha canlı görebilmek bir yıldızı avuçlarımda saklamak gibi. Ay, yıldızlar, rüyalar, gece, gündüz, doğa, dünya ve evren... Evren benim oyun alanım. Ruhumu aldığım evrenden, ay ışığının hasletine benziyorum.

Dünyaya bir bak Emre, yapayalnız..dın. Artık büyüdün, pek çok dostun var. Seni seviyor insanlar. Hissediyorum. Beni seven herkesi kocaman kocaman kucaklıyorum. Sevgiyle, hasretle öpüyorum gözlerinizden. Gün batımı hiç bu kadar umutla dolmamıştı. Gökyüzünde çiçekler esiyor, poyrazları gülüşler açıyor.

Sayonara🌸

Yorumlar