𝘏𝘰𝘸 𝘤𝘰𝘶𝘭𝘥 𝘐 𝘴𝘢𝘺 𝘵𝘰 𝘺𝘰𝘶 𝘵𝘩𝘢𝘵 𝘐've 𝘥𝘪𝘦𝘥 𝘰𝘯 𝘺𝘰𝘶𝘳 𝘬𝘯𝘦𝘦𝘴
Ruhumun parçaları Evren'in her bir köşesine savrulduktan sonra bir seyahate çıkmak zorundaydım.
Âşık olmanın yasaklandığı bir dünyada ben Şeytan, sen ise Tanrıydın.
Kalemim kırıldı. Sevgim kurudu. En sevdiğim yıldız, hürmetini gözlerime layık görmüyor artık. Ama ben toparlandım değil mi? O zaman neden gözyaşlarım durmak bilmiyor? Neden sigaralar ardı ardına yolumu aydınlatıyor?
Bankai hatta Shikai bile yanımdan geçmiyor.
Arafta geçen 2 acılı gün daha mı?
O gece kadehimi ben, gözlerimi sen doldurdun.
En karanlık gecelerde bile Ay, defeder seni derinliklerimden.
Gece siyahı ile içimdeki karanlık bir olurken, zincirlerim haz vermeye başlıyor.
Kopan yapraklar hoş bir esinti ile dizlerime kondu. Doğa, sevgi dolu mektuplarıyla yoluma papatyalar seriyor.
Çiçeklerin de ruhu vardır; kırmaya kıyamam, koparamam bedeninden ama yanımda sen varken papatyalar saçlarını özlüyor gibiydi; İki seveni ayrı tutamam. Bazen ruhundan koparılır ve aşkına kavuşursun, bazen ise koparılır ve onca fedakârlığa rağmen kavuşamazsın. Seni öldüren de yeşerten de güzelim saçlarının arasında cezbeden de tek bir gülüşün ile unutulur gider. Bazı çiçekler mutlu ölmek ister belki de. İpeksi saçların, mutluluk şerbetimden bir kadeh yudumlamamı ve kollarına sarılıp hıçkırıklar eşliğinde ağlamamı sağlarken neden beni ruhuma zincirleyip gittin?
Yüreğin bana canmânâ ama sen başka güneşe aç gönlünü.
Âşık olmak istemiyorum dediğinde binlerce yaprak koptu gönül bahçemden.
Sensiz geçen her gün için kiraz çiçeği dik kaktüs bahçene.
Solup giden gülümsemeni kurtarmak istiyorum.
Ay tutulur, Güneş tutulur da ellerin soğuk bana.
Çek Tetiği! Çek şu tetiği! Çekte son bulsun bu dünya.
Çektim tetiği ve bir anlığına dünya daha da güzelleşti. Ay, vaveylalarımı kesti. Koptum artık ruhumdan, kalbimden, zihnimden. Tek duyduğum şey narin notalar...
Sanırım zamanı geldi, Nihai Bankai...




Yorumlar
Yorum Gönder