Kırık Tuval
Kırık Tuval
Kırık kalbimden akan kan ile boyadım denizi. Seni düşünürken dolan gözlerimin yaşı ile boyadım gökleri. Batan umutları anlatmak için de güneş çizdim ufuğa, yanıma da sonbahar yaprakları ekledim. Ölmek istediğim her gün için bir yıldız, bir ışık huzmesi serptim geceye. Kırdığım her kadeh için bir karanfil, her kalp için siyah bir gül diktim gönül bahçeme. Kırık bir tuval ve kırılmış hayaller, kırılmış iki kalpten beterler...
İlahi Aşk
Göklerle kutsanmış yaralı bir melek, ölmeden önce kanlar içinde kalan kanatlarını sana bahşetti. Bulutların üstünde uçarken hikâyelerini dinlediğin yıldızlardan bahset bana. En güzel Ay manzarasına sahip olmaktan bahset. Gün batımına doğru süzülürken dinlediğin kuşların şarkılarını dinlet. Götür beni yükseklere, kutup ışıklarını göster. Yeter ki kurtar beni yağmurlu geceden. Yeter ki kurtar beni ecelden.
Kırık Kadeh
Kadehimden dökülen şarap, tuvalimi kırmızıya boyadı. Ay ve gözyaşları kana bulandı. Gök, umut dolu rengini kaybetmedi ama yürüdüğüm yol yaşlı ve yorgun bir adamı andırdı. Eski toprak ne de olsa, ne hikâyeler, ne depremler geçmiştir üzerinden.
Sağımda sonbahar, solumda ilkbahar ağaçları ve önümde uzayıp giden ömürlük bir yol var. Sen giderken gözümde uzayan yollar, yıllar, yaşlar gibi önümde upuzun, kocaman bir yol var. Belki bu sonsuz yolda yeni yoldaşlar edinirim, kim bilir? Gece vakti şehrin ışıkları altında deniz fenerini gözüme kestirdim. Atladım arabama, yola çıktım. Yıldızları duyabileceğim en elverişli yeri düşündüm, ardından şehrin öbür ucundaki deniz kıyısı aklıma yattı. Yola koyuldum ve yolda çiçekçiye uğramayı ihmal etmedim. Tanrı'nın işi midir bilmem ama yalnızca birkaç yonca kalmıştı. Yanımdaki boş koltuğun üzerinde siyah ceketim, gece mavisi gözlüğüm, Winston marka sigara paketim, çakmağım, bahar kokan birkaç çiçek, dilimde hoş bir şarkı dört duvar dolanırken usul usul duruyordu. Bagajda teleskobum; arka koltukta gitarım ve kendimi uyurken hayal ettiğim hâlim uzanıyordu. Maalesef uyanık bir ben ve durmak nedir bilmeyen ama tüm acılara kendini siper eden kalbim, eski dostumla buluşmaya can atıyorduk. Dilimde güzel bir şarkı, zihnimde notalar ile güzel bir harmoni mırıldandık ben bene. Her aralık ayında iki güzel yonca dikerim sevdiğimin mezarına. Aralık ayı, bana daima asla kapanmayacak aralıkları hatırlatır. Gözlerinde yelken açtığım, evreni dolaştığım cennet yüzlü kadınıma kavuşmak için gün sayarım.
Şafak vaktiydi. Gökyüzü, çocuk kitabından fırlamış renklerle göz kamaştırıyordu.
Kalbimdeki çatlaktan şarap, ruhumdaki yarıktan düşlerim damlıyor.
Ruhani bir varlığım. Varlığım da yokluğum da sahtedir.
Ayyaş oldum, sarhoş oldum ben yâr. Unutur oldum her şeyi, unutmak için içtim viskiyi.
Kalmadı gökyüzümde ne bir umut ne tek bulut. Rüyalar yol gösterir oldu sefaletimde. Bak hâlâ yıkılıyorum, bak hâlâ üşüyorum gölgende ama ne gelir ki elden, sen gelmedikçe.
Artık ben yokum. Ruhum da duygularım da vücudum da yokluğa karışıyor artık. Yıldız tozu gibi öylece savruluyorum dünyada. Hayatıma renk katmak isterken boyam mıydı biten, yoksa ben miydim? Ama sendin giden. Sanırım, tek yaptığım tozu dumana katmak. Solup giderken renkler, elimde tek kalan dikensiz güller... Renkler, tuvalimden akıp giderken ben kırılıp dağılan tuval parçalarını topluyordum. Tuval her kırıldığında parçaların bir kısmı unufak olup yokluğa karışıyordu. Her kırıkta eksiliyordu anılar parça parça.
Hissedilen eksiklik her kırıkta arttı ama binlerce bıçak yarasına rağmen tek damla kan eksilmedi ruhumdan.
Gök ne kadar karanlıksa yıldızlar o kadar parıldar. Ben de o yıldızlardan biriyim belki de; ne kadar yalnız olursam o kadar ışık saçıyorum dünyaya; belki de değilimdir: ne kadar yalnızsam o kadar soğuyorum dünyaya.
Şafak sökerken gökyüzüne dal uykuya dalar gibi. Rüyalarının peşinden uyu, bir daha uyumayacak gibi.
Gönlüme ektim seni, tütün oldu tek biçtiğim.
Aralık ayı geldi çattı; güz, yerini kışa bıraktı. Ayrılıklar son buldu, aralıklar kapandı, yağmurlar elini tuttuğum sokakları yalnız bıraktı.
Ayrılığımıza dayanamayıp dökülüyor sonbaharın turuncu yaprakları.
Üşümesin ellerin; sıkıca sarıl ki bana doyasıya, yaz getireyim kollarına.
Sayonara🌙




Yorumlar
Yorum Gönder