Avukat
Film gibi bir hayatım olsun isterdim. Mutlu sonla biten bir aşk filmi... Hayatımsa gerçek bir dram filmi. Arabayla gezerken kendimi hep filmdeymiş gibi hissediyorum. Ayrıca gökyüzüne, ağaçlara, dağlara bakarken de... Hayatım eski bir film gibi.
Hayatımın her köşesi bir film sahnesi. Bazen siyah beyaz bazen ise gökkuşağı gibi. Ama çoğu hayat birbirinin sahtesi.
Ana karakter ölse, elden ne gelir ki?
Belki hayatımın fragmanındayım. Gençliğimi yaşamadım. Belki de film çoktan bitmiştir ve kimsenin bakmadığı, görür görmez salonu terk ettiği jeneriğimdir. Kim ne derse desin ölümün zamanı yok. Bazıları anason kokan masalarda, bazılarıysa hayatının en mutlu gününde çekip gidebiliyor. Film sıkıcı geliyor belki. Ayrılmak geliyor içimden. Film bitmeden kalkıp gitmek geliyor içimden. Belki mutlu, belki de hüzünle bitecek. Ama sonunu hiç merak etmiyorum. Filmi kendi kafamda bitirdikten sonra ne izlemenin ne de üzülmenin lüzumu var.
Önemli olan tek şey: kendi hayatınızın baş rolünü oynamak. Figüran olmanın lüzumu yok. Kendi hikâyemizi yazmak kadar güzel bir şey yok.
🌙
Kaç gece oldu sessizce ağladığım.
Hıçkırıklarım yüreğimi parçalarken...
Kaç kâbus gördüm, uykusuz kaldım.
Yüreğim sızlardı bizi anarken.
Çıkmaz sokaklara, kayan yıldızlara ve eski şarkılara rastladım kokunu ararken.
...
En yağmurlu gecelerde bile sönmüyor ruhumun ateşi.
Kalbim yangın, yanaklarım sel yeri.
Bahar geldi belki ama güzün götürdükleri gelmiyor geri.
Üşürken ben güz yağmurlarında, sıcacık kalbin bahardı bana.
Kış geldi çattı, dizlerim kanıyor.
Solup gitmişsin Papatya, içim kan ağlıyor.
Büyük bir yıpranmışlık hissi var içimde. Zamanın tozlu sayfalarına karışmış, eskimiş püskümüş ve okunmayıp atılmış bir kitabın ezilmişliği var üstümde. Mahvolmuş bir biçimdeyim. Hırpalanmış dizlerime rağmen düşmekten korkmadan hayallerime koşabilirim. Ne kadar düşsem de ezilsem de kalkarım geri. Uçurumdan ileri atmadıkça kendimi, bilirim her zaman tekrar dikilmeyi.
Dökülen şarap, düşen kadeh, kırık camlar, yağmur damlaları, dökülen yapraklar, yıkılan duvarlar ve cesetler gibi saçıldık şehirlere.
Boğuluyorum sanki. Katilim: hislerim. Taşıyor gözlerimden içimdeki. Ağırlaşıyor ciğerlerim. Aldığım her nefesle batıyorum sanki. Okyanus almış gemi gibi... Çekiyor beni derine derine. Karanlık esir almış gibi... Yara bere içinde güya savaşın eşiğindeyim. Aslında, gömülü hayallerin peşindeyim. Yarım kalmış yüreklerin gazisiyim. Kavuşamayanların yası, yaşayanların Eros'u gibi... Ama hiç düşünülmez ki; “Eros niçin yalnızdır sahi?” buydu tek yaratılanların suali. Sahi, Eros niye yok saydı beni? Ben ki tek yaratılanların avukatı olmaya geldim! Bir kadeh şarapla göreceğim seni. Bulanacak zihnim hiç âşık olmamışım gibi. Hep aşkla bakmışım gibi... Sana...
Sayonara🌙




Yorumlar
Yorum Gönder