Emre Ay: İçimdeki Savaş
İn solis sis tibi turba locis.
Issız yerlerde kendin için bir evren ol.
İçimdeki oyuk giderek büyüyor. İnsanlarla aramın bahsi bile açılmaz artık.
Emre Ay kimdir? Yıllardır açıklığa kavuşturamadığım bu soruya herkes kendince bir cevap buluyor. Belki birinin can dostu, birinin yüreğinin en güzel parçası, birinin ezeli düşmanı, birinin hayalindeki nokta, birinin hayat romanında küçük bir virgül, birinin hayatında noktalı virgül, birinin hayatında kırmızı çizgi, birinin içindeki ukte, birine göre de acınası bir varlığım. Neticede ben de insanım, herkes gibi. Herkesten biriyim sadece.
Ben belki biraz ana kuzusuyum. Belki biraz öfke doluyum. Sevgi ve nefret ile büyüyen bir çocuğun ikisi arasında gidip gelişiyim. Durmak bilmez git gellerim, bitmek bilmez sessizliklerim. Yorar kalbimi biraz da sensizliklerim. Kırar insanları hissizliklerim.
Biraz uyumsuz biraz da anlaşılması zorum. Anlaşma ve anlaşılma çabasından yoksunum.
İçimde huzur ve sevgi doluyum. Sevgim insanlarla buluşmaz. Sevgim kalplerle bir olmaz. Sevgim parçalanmış ruhunu görür ve kaybolan parçaları doldurur. Sevgim elmaslar kadar nadide, Evren kadar sonsuzdur. Bitmek bilmez, sonu gelmez bir sevgi ve merhametle beslerim ruhumu. İsterim ki yüreğimde çiçekler açsın; birisi koparmadan sulasın, büyütsün, bir bahçe yaratsın. Kalbimdeki kırıklardan bir çiçek filizlensin.
Ne kadar sert bir mizacım olsa da içimde hâlâ küçük bir çocuğum. Bir o kadar da yaşlı ve olgunum.
Sen altın kalpli insan, kalbini, hayallerini, sevincini ve sevgini köreltmelerine izin verme sakın. Bu gaddar dünyanın mundar insanlarına boynunu eğme sakın.
Biraz uzağım biraz yakın. Bir gülerim bin ağlarım. Yokluğundaki dolunayım. Sırt çantandaki viski, gittiğin yolda dağ, bayırım.
Ben böyleyim aynı zamanda değilim.
Ben kimim? Ben kimim? Ben kimim?
Biraz maskülen biraz feminenim. Ben ne Ay ne Güneşim. Ben yalnızca hayaller peşinde koşan ıssız biriyim. Kalbimde kaybolacak kadar soyut biriyim. Huzur arayışındaki bir ruh gibiyim. Ruh gibi... Yok gibiyim biraz. Biraz da aşka ümitsizim. Hayatta kaybederim. Bazen hiç olmadığım kadar depresifim. En uçsuz bucaksız doruklarda yaşıyorum her duyguyu. Bulamıyorum hiç orta yolu. Bütün yollar birbirine giriyor. Hiçbir yoldan gitmiyorum. Gidemiyorum değil, gitmiyorum. İstemiyor muyum, bilmiyorum. Kim olduğunu unutmuş, yolunu kaybetmiş, her geçen gün biraz daha hafızalardan silinen biriyim. Yarın bir kişi daha adımı unutacak. Önce adımı, sonra yüzümü, en son sesimi unutacaklar benim beni unuttuğum gibi. Silinecek yeryüzünden bütün hatıralar. Kaybolacak bir gün. Rüya sanılacak mutlu olduğum bir gün.
Bazen olmazlar. Beklediğin günler bazen gelmezler. Yaşanmışlıklar bazen birden yaşanmazlar. Bazen bir dakika bir yıl unutulmaz. Bazen bir anda çekip gidersin sana açılan ölümün kollarına. Bazen hayatın zorluklarına değil, insanlara katlanamazsın. Ama bir kadın çıkagelir ve değiştirir dünyanı. Hayat güzel, insanlar iyi kalpli görünmeye başlar. Ne de olsa aşk eski bir şaraptır, her yudumda sarhoş olursun. Aşk bir uyuşturucudur, içinde uçan kelebekler seni giderek uyuşturur. Aşk eski bir şaraptır, rüyalarda buluşturur.
Zayıflıklarım beni korkutur. Başarılarım onların yanında ufak durur. Bu savaş, ancak ben kazandığımda son bulur.
Dolunay gökyüzünde. Hissediyorum, yaralarımı sarıyor. Dolunay gözlerinin içinde, ruhumu aydınlatıyor. Rüyasız gecelerin ikilerinde seni düşünüyorum. Kalbim kalbinle çarpıyor.
Bir mart ayında başladı her şey. Ve nisanda sona erdi. Kiraz çiçekleri yeşerdi ve döküldü. Bu kadar kısa sürdü işte her şey. İnsan hayatı gibi basit ve gösterişsiz.
Kırılgan ve yorulgan bir yaprak gibi sonbahar rüzgârlarında geziniyorum. Dökülmek için değil, yeniden yeşermek için bekliyorum.
Ben yalnızca yalnız biriyim. Ben aşka âşık biriyim. Ben kim miyim?
Ben Emre'yim.
Emre Ay.
Sayonara🌙




Yorumlar
Yorum Gönder