Mutluluğun Bedeli
Mutluluk acıtır. Alışılan güzel şeylerden kopmak sahiden acıtır. Yüreğin, bir okyanusun dibinde oturup boğuluyormuşçasına göğsünü daraltır.
Öyle huzurlu öyle mutlu hissedersin ki kopmak istemezsin bu hislerden fakat hayatın başka planları vardır. Ayrılık, mutluluğun bedelidir.
Kendimle çıktığım bu meçhul yolda yalnız kalmaktan korkuyorum. Korku bütün vücuduma hatta aklıma hükmediyor. Bir başıma olmanın vücudumun her zerresine işlediği çaresizlik ve yalnızlık hissi, beni ölümden daha çok korkutuyor.
Yeni bir his doğuyor. Yabancı diyarlardan...
Kocaman adam oldun Emre. Sahiden, kocaman adam mı oldum? Yoksa, sadece kocaman bir çocuk muyum? Nedir bu anlamsız korkunun sebebi? Büyü biraz Emre. Henüz çok toysun Emre. Belki de içimdeki çocuk büyümek istemiyordur. Belki de gözlerimdeki çocuk ölmek istemiyordur. Belki de büyüdükçe insanlar gibi acımasız, vefasız, onursuz, gurursuz olmak istemiyorumdur. Nedir bu korkunun kaynağı? Hak ediyorsun Emre, bütün o kötü sözleri. Bu dünyada para kazanmayan erkeği ailesi bile sevmiyormuş. Bir baltaya sap olamadın Emre. Bir halta yaramadın Emre. Bir işin ucundan tutamadın Emre. Evet, yapamadım, beceremedim. Haklıydınız, mutlu musunuz? Ben bu hayata uygun bir insan olmayı beceremedim. İnsanların yaşam kurallarına göre yaşamayı kendimi affettirmenin bir yolu olarak bildim. Fakat insanlarla yaşadıkça kendi insanlığımdan vazgeçtim. İnsan olmak buysa, ceset olmak isterim.
Hayat zor değil aslında, insanlar zorlaştırmadıkça. Hayat dediğin insana bir kere verilen bir nimet. İnsana hayatı zindan etmemek gerek. Şu kısacık zamanı dolu dolu değerlendirmek gerek. Benim yapamadığımı yapın ve yaptığımı yapmayın. Çünkü ben para için gönlünü, gözünü, ruhunu, kalbini, hayallerini ve en kötüsü de hayatını kirletmiş insanlardan değilim. Bir dakikada şahit oldum hayatın anlamsızlığına ve ölümün avuçlarına. İnsan, iç huzuru bulamadıkça kefenin cebi olmadığını anlamayacaktır. Yarına bıraktığın bir avuç pul olmasa yine de huzurlu olabilir miydin? Dön bir bak güneşe, bir gün daha gitti ömründen. Yıllarını dört duvara sıkışıp dört teker üstünde gitmek için paçavra etmek neden? Bir dakikada şahit oldum ömrünün bitişine.
Bir kez daha güneş doğarken savaşıyorum korkularımla.
Bir kez daha yüzleşiyorum gözlerimdeki dolunayla.
Dalıyorum yine uzaklara.
Düş kırıklığında bıraktığım herkese ve yüzüstü bıraktığım her şeye rağmen kendimi affedebilir miyim bilmiyorum.
Mutluluğun bir bedeli olsaydı sona ermesi olurdu. Bir bebeğe şeker vermek veya yerden bir çöp alıp çöpe atmak kadar küçük şeylerle bile mutlu olabilir insan. Uzun vakitli mutluluklar ancak içinde huzur varsa gerçektir. İnsan ruhunu en içten mutluluk iyileştirebilir. Birine yardım etmek veya anın tadını çıkarmak çoğu zaman mutlu eder insanı, çünkü iyi hissettirir. İyi hissetmek için çektiğimiz illetleri de iyi hissetmek isteyen insanlar koyuyor. İyi hissetmek için bile para verilen bir yerde insan denen hayvan da vardır. Ömrünü satıp pul aldın, hayatını ne uğruna sattığına dikkat et. Hayatı başkaları için mi, kendin için mi yaşadın? Hayatını, sevdiklerine adayarak huzur buluyorsan insan olmuşsun demektir. Diğer herkesin vicdanından şüphe duyarım.
Gece oldu. Bugün sana da bana da gece oldu ama farklı gecelerdeyiz. Farklı yaşıyoruz geceleri ama ikimiz de aynı gökyüzüne bakıyoruz. Ama bir beyaz çiçek vardı gönlümün dağlarında bir başına yaşayan. Ben Ay'dım, o ise güneşi arayan bir beyaz çiçek. O Ay'ı görmedi, ben güneşli günleri. “İmkansızı” aradık birbirimizde. Sana yüzlerce yıldız doğar, senin gökyüzünde binlerce yıldız kayar. Benim ise gökyüzümde yalnızca Ay var. Yine de beni bir tek sen anlarsın yâr. Aysız gecelerin tadını çıkar. Senin olan sana varacak, benim olan sende kalacak yâr.
Sayonara🌙




Beyaz çiçek soldu. Ölüp gitti. Bir rüzgar yarı çürümüş yapraklarını uçurup sürükledi ve o öylece, sessizce uçuşup gitti...
YanıtlaSilBir papatya misali, yapraklarını sevesin diye koparsalar, gülüşünü parçalayıp atsalar dahi toprak senden vazgeçmez. Bankai.e 🌙
Sil