Kalp Ve Ruh

Kalp Ve Ruh

Ezberimde ezgilerle yaşıyorum huzur içinde. Yaşıyorum sevdasız bir biçimde, yok mu şu gönlüme bir çare?

Lanetim kendime açtığım savaşlardan biriydi. Yenilgim kendimeydi. Zaferim sevdiklerime.

İçimde ne öfke var ne keder. Kalmadı hiç meyusiyetten eser. Huzurluyum, uzun yıllar sonra tekrardan huzurluyum.

Hislerimin sesinin katili ben miyim? Hayatla verdiğim yıllar boyu süren savaşın ardından kalbimin en derin çığlıkları dahi ruhuma erişemez oldu. Yüreğimin içinde hapsoldu. Ruhumda yankılanan hisler kalbimden geçmez oldu. Sanki kalbimin etrafı taşla kaplı. Siyah, karanlık bir duvarla örtülü, içindeki bütün berraklığı dışarıdan sakınırcasına kendini o karanlığa hapsetmiş. Hislerim ulaşamaz oldu o kırılgan yere. Hayatıma giren herkes gibi...

Kalbimin iki penceresi var; birinde dünya rengarenk, kelebekler uçuşuyor, çiçekler açıyor, güneş parıldıyor, gök gülümsüyor, huzurlu ve mutlu; diğerinde dünya kana bulanmış, karanlık, acı dolu, yağmurlu ve korkunç. Bu ikiye bölünen dünyaların arasındaki o ince köprüde ben varım. İyi ve kötü, güzel ve çirkin, rüya ve gerçek, doğru ve yanlış, hepsinin dengede olduğu bir yerdeyim. Varoluşum böylesine bir dengedeyken insanlığı terk ettiğimi anladım. Kalp ve ruh arasındaki bağı kopardım. Artık özgürüm, hiç olmadığım kadar.

Şu yıldızlara bak, gecenin notaları onlar. Çok saf, çok naif, çok duygusal bir melodi canlanıyor kulağımda. Duyuyor musun? Bu hisler seni de heyecanlandırmıyor mu? O hoş, nadide kalbin, sevgimle atıyordu. Bu gece sende bana ait olan tek parça da durdu.

Hikâye

Göğün bir hikâyesi varmış. Kuşlara anlatırmış. Gönlü kuş olup uçanlar, sevdalara koşanlar ve kanadı olmayanlar duyamazmış. Bir rüzgâr fısıldamış kulaklarıma göğün huzurlu sesini. Ezgisi hâlâ anılarımda.

Yıldızlar bahşedilmiş sükûnetli gözlerine. Bir yıldız daha doğdu milyarlar içinde. Büyülüyor görenleri renkleriyle. Her geçen gün güzelleşen, sana ait bir kalp taşıyorum içimde.

Ben uyanmak istemezdim yıllarca, rüyada kalmak isterdim. Uğruna yaşamak isterdim bir şeyin. Kendimi dünyadan, zamandan, gerçeklikten çekip almak isterdim. Sığınmak isterdim rüyalara. Bugün uğruna yaşadığım tek ve her şey benim. Bencillik mi? Hayır, yılların bana vermediği değeri veriyorum yıllar sonra. Her şey olması gereken yerde ve ben de aitsizliğe aidim. Kabulleniş, hayatımdaki denge ve huzurla birlikte ruhuma verilmiş bir lütuf oldu.

Kalbimin son atışında adını haykırdım. Ona son hançeri de sen sapladın.

Biliyor musun, Ay'ı çok severim. Ay çok güzel, değil mi? Çiçekleri de çok severim, bembeyaz bulutları, masmavi gökyüzünü, sabahları gün doğumunu, öğle vakti uykusunu, akşamüstü yürüyüşlerini, gece vakti yıldızları ve en çok da günün her vaktinde seni düşünmeyi. Her günü sevgiyle kucaklatan gülüşünü, uğruna yılları yakacağım saçlarını ve uğruna bir ömrü vereceğim aşkını her şeyden çok seviyorum, Ay'dan bile.

Mucizeler gerçekleşiyor. Yıllarca beklediğim mucizelerden vazgeçişim ile birlikte kendi mucizelerimi yaratmaya başladım. Ve hayat ilk defa yoluma çiçekler açtı. Asıl sınav vazgeçmek, onsuz da yapabilecek kudrete layık olmak mıydı? Yoksa, hayatın yardımı olmadan kendi mucizemi kendim yaratmak mıydı? Belki koca evrende bir yerlerde beni izleyen birisi vardı, belki de yoktu. Varlığın da yokluğun da bana güç katıyorsa ne olduğunun ne önemi var? Kalbimde olanlardan beynimin ne haberi var?

Bir şarkı var adını koyamadığım. Dinlemek için kalbine bak, ruhuna bak, yıldızlara bak. Belki de aynı gökyüzünde buluşuruz. Belki bir gün huzurla uyuruz. Geçmiş gitmişlerden birinde dediğin gibi kendine iyi bak. Seni benden daha çok kim sevebilir ki? O yüzden ne olur kendine iyi bak.

Huzuru aradığın kadar huzur seni bulsun. Biz aynı hayatın farklı yolcularıyız. Aynı gökte farklı yıldızlar... Ama sen benim daima Ay Işığım olacaksın.

İçimi burkuyor hep vedalar ama kırılmış sanki prangalar.

Sayonara🌙

Yorumlar