Ay Işığı'na Mektup

Ve bir serzenişe, bir cereyana daha başlık attım. Yağmur bu gece biraz geç yağdı.

Son gecelerde kafamın içindeki seslerle çok fazla baş başa kaldım. 
Geriye dönüp baktığımda pek çok insanla pek çok paha biçilemez anı biriktirmişim. Gözlerim doluyor düşündükçe. Pek çok insanın hayatına tesir etmişim. Bazılarına iyi bazılarına değil ama böyle büyümüyor muyuz neticede? 

İnsanlar birbirinin hayatında bıraktığı izler kadar var oluyor. Bazı izler yıllarca geçmiyor hatta bazıları ömür boyu kalıyor. Herkes kendi hayat yolunda ilerlerken birbirine kısacık bir süre eşlik ediyor.

Ama ben son zamanlarda güçlü kalmaktan çok yoruldum. Aynı anda birçok şeyle savaş verirken göğsüm daralıyor. Bir süredir görmezden geldiğim dertlerimin üstüne eğlenmek için küçük dertler de ekledim. Ama artık hiçbirine gücüm kalmadığını, artık dayanamadığımı hissediyorum. İçimden ağlamak geliyor bazen; belki biraz olsun rahatlamak umuduyla hüngür hüngür yağmak, sağanak olmak istiyorum. Bazen ruhumun en derin köşeliklerinde bir başıma kalıp yaşamaya mola vermek istiyorum ama yalnız kalmaktan korkuyorum. Ruhumun karanlık diyarlarında kaybolmaktan korkuyorum. O dingin huzur, o sahte şefkat ve o naif, merhametli, güvende hissettiren duygular beni yolumdan alıkoyar diye korkuyorum. 

Belki de hayat yeniden başlıyor. Kapanan her kapının ardından bambaşka bir kapı açılıyor. Hayat seni, beni, bizi nereye sürüklüyor?

Bu gece Ay ile barıştım. Belki de hayatım tekrardan yeşeriyor. Keşke biraz sesini duysa, biraz gözlerine baksaydım... İyi hissederdim galiba. Uzun bir yolculuğun ardından evine varmanın verdiği huzur gibi... Ya da ağladıktan sonra içinde oluşan o rahatlık hissi gibi. Kalbindeki yüklerden kurtulmak, yağmur sonrası toprak kokusuyla uyumak gibi... Mutlu ve huzurlu olurdum. Küçük, masum bir çocuğun saf gülümseyişindeki yaşlar gibi. Mutlu olurdum gibi.

Я 
Narin ve nazik ellerin kalbime dokundu bir gece yarısında. Sanırım hep beklentilerin dışında biri oldum, ne üstünde ne altında, tamamen dışında ruh gibi yaşayan biri. Aklını kurcalamasın hiç mânâsız sorularla dolu bir geçmiş. Sanatçı ruhum hayallerini süslemiş bir zamanlar, sonra ölüp gitmiş ya da saklanmış gün batımına. Ruhunun ölmesine izin verme Ay ışığım. Affet, ve kabullen gaddar güneşin açtığı yaraları. Beyaz bir çiçek olan sen parıldayacaksın yıldızlar gibi kırık parçaların arasından. Ay ışığı değsin narin tenine her gece, ben yanında olmasam da. Eski bir şehir kavuşturur belki bizi bir gün batımına. Ama kavuşamaz gece ve gündüz hiçbir zaman. Yazgılarında ne varsa onu yaparlar. Ama ben kırdım bu gece kaderin çarkını aşk adına. Hayallerim aşk olmasa da... Şarkıma can veren Ay neden kendine hiç bakmadı? Oysaki baksaydı gözlerimin içinden, görürdü solmuş bir çiçeğin içindeki cevheri. Dökülen yapraklara aldırma sakın, güzelliğinle yarışamadıkları için üzülürler.

Örter fırtınalar Ay ışığının değmesini yeryüzüne ama karşı koyamaz gecenin yükselişine. Bir gece daha haykır ve dağıt ışığı örten karanlığı.

Mutsuzluk ve mutluluk dengeler birbirini aynı gece ve gündüz gibi. Biri olmadan diğeri var olamaz. Birinden kaçmak diğerinden de kaçmak gibi. Hayatın kurallarından kaçmak nâfile, ancak onları kabullenirsen görebilirsin güneşli günleri. İnsan olmak ne demek? Yaşamalısın her duyguyu ki farkına varasın yokluğu ne adidir onların. Tadını çıkar hepsinin ama bağlı kalma. İnsan kendini neye bağlarsa kopar ondan eninde sonunda.
Her şey mutlak bir dengede, bu teraziyi bozmaya çalışan her şey bir parçası olur azaltmak istediğinin. Ancak yeterli erdeme sahip olanlar bu teraziyi kırıp kaderi baştan yazabilir. Hayatı olduğu gibi kabul et, evren sana istediğini verecektir.

Bu gece yağmurun durduğunu hissettim. Bu kitabın sonu da tahmin ettiğim gibi.

Спокойная ночь🌸

Sayonara🌙

Yorumlar