Gece
A Peaceful Night
Gece, bir yıldızın ölüp milyonlarca yıldızın doğuşuna şahit olduğumuz an, bir şairin ölümüne mektup bırakması gibidir. Sanatçı olarak doğup bir yıldız gibi parlayarak öleceğim.
Gece, ikinci senfonim ve ruhumun ilk yarısıdır. Ruhumdan taşan hislerimin notalara dökülmüş hâlidir. Şarkıda Kadeh öne çıksa da karanlığa saklanmış pek çok sır saklıdır.
İçimdeki tüm duyguyu, üzüntüyü, nefreti, kaosu, yalnızlığı; umudu, huzuru, sükûneti ve dengesizliği anlatmaya çalıştığım bir parçadır Gece.
Gece adlı çığlık, ruhumun dingin kısmını temsil ediyor. Alışılagelmedik raddede uzun da olsa, hislerim, hissettiklerimi anlatmak için yeterli gelmiyor. Ne notalar ne de sözcükler yetiyor yılların omuzlarımda birikmiş yükünü anlatmaya.
Gece, içimdeki sevgiyi, merhameti, acıyı, mutsuzluğu, umudu, çocukluğu, hayalleri, rüyaları, yıldızları, ay ışığını, sanatı, korkuyu, yalnızlığı, bir çare arayışını, gölgede saklanan ruhumun bir ışık arayışını ve diğer her zerresini hissettirsin sizlere.
Keşke resim çizebilseydim diyorum. Aklımda canlanan her sahneyi keşke diyorum gerçeğe dökebilsem. Kalbimde kapanmayan bir yara gibi tüten gözlerinin güzelliğini anlatmak için Tanrı evreni yarattı.
Her geçen bir bıçak daha saplıyor kalbime.
Bir zamanlar her gün konuştuğumuz ama artık konuşmadığımız pek çok dostum var. Her birinin yeri aynı bende ama benim yerim artık yok onlarda. Hata hep ben miydim?
Yitirilen onlarca ümit, kırılan yüzlerce hayal ve elde kalan güzel birkaç anıdan sonra anladığım tek şey insanlara değer vermemek oldu. İnsanlardan ziyade, zamana değer verir oldum. Herhangi bir anda sona bitebilecek bir hayatımız olmasına rağmen son anlarımızda yanında olmak istediğimiz insanlarla beraber geçirdiğimiz zamana değer veriyorum. Ömrümüz her an sona erebilir ama biz yine de buluştuk, son nefesimize kefil olacak biriyle olduk. Böyle düşününce herkesi sorguluyor insan; “Ölürken son anımda onun yanında olmak ister miydim?” diye kendime sorarak çıktım dışarı son bir ay boyunca. Ama kimseyi bulamadım. Ölürken yalnız olmak istedim. Kimseye endişe vermek, çürüyen cesedimin kokusuna maruz bırakmak ve beni öyle görmelerini istemezdim. Sadece Emre ve Ay... Belki o zaman mutlu olabilirdim. Belki de sadece yalnızlığıma bahane bulmak istedim. Ne fark eder?
Gece ne kadar güzel, ne kadar huzurlu... Ama yağmur yağıyor. Duygularımı, ilhamımı, sanatımı, kalbimi, ruhumu, hayallerimi ve diğer her benliğimi sözlere anlattığım andır gece. Gece bir başkadır benim için.
Yağmur yağıyor tekrardan. Bütün o çiçeklere can veren yağmur, benim neşemi, mutluluğumu çalıp gidiyor.
Ruhumu, hislerimi anlatmak istediğim bu şarkı aslında asıl şarkının bir parçasıydı. Hayatımın şu anki kaosunun ve peşimi bırakmayan bir huzursuzluğun içindeyken şarkı yapmak beklediğimden çok daha zordu. Kalbimin derinliklerinden saf ve özgün bir parça olsun diye hiçbir yerden ilham almamak, hislerimi, içimdeki cevheri çıkmaya zorlamak pek zorlayıcı oldu. Geceler çok yorucuydu. Gündüzleri bir an önce gece olsun da şarkıyla uğraşayım diyordum. Bazı geceler çok duygusallaşıyordum. Eski fotoğraflara, eski mesajlara bakıp bakıp duruyor, derin bir acıyı notalara dökmeye çalışıyordum. İstediğim duyguyu veremediğim için defalarca değişiklik yaptığım oldu. Silip silmemekte kararsız kaldığım pek çok kısım oldu. Ama en sonunda bitirdiğimde çok güzel bir oh çekmiştim. Bütün o duygusal boşlukta geçen geceler biraz olsun durmuştu. Şarkının adını bloglarım gibi bittiğinde koydum. Bana anımsattığı, hissettirdiği adı koydum. Dinlerken “Bu şarkıyı ben yaptım.” demek çok güzel bir o kadar da tuhaf hissettiriyor.
Dinleyen ve destekleyen herkese en içten teşekkürlerimi sunarım.
Sayonara🌙





Yorumlar
Yorum Gönder