2.


02.00.


Taktım kulaklığımı, çıktım balkona.
Bi' sigara yaktım, Kadeh dinliyorum. Seni düşünüyorum. Kadeh'in neden bende bu kadar özel bir yere sahip olduğunu merak ediyor olmalısın. Cevap şu ki: ben de bilmiyorum, sanırım aşk böyle bir şey. Defalarca başa sarıp sarıp dinliyorum. Bazen dinlemek yetmiyor, çalıyorum. Çalarken dinliyorum. Evde, dışarıda, tek başıma ya da birileriyleyken, gece veya gündüz fark etmeden, uyurken dahi dinliyorum. Öyle çok dinliyorum ki birçok kişiyi şarkıdan bezdirirken birçok kişiye de ölümsüz kıldım. Ama ben bile bazen dinlemiyorum, bazen günler bazen de haftalarca ama eninde sonunda ona kaçıyorum. Özellikle mutsuz olduğum gecelerde onlarca kez arka arkaya ona sarılıyorum. Bana hatırlattığı onca şey bir kenara dursun, beni iyileştirdiği günleri anımsıyorum.

Saat gece iki, aslında saat ikiyi geçeli iki saat oldu. Ama gece iki birçoğumuzun hayatında dönüm noktalarına şahitlik eder. Bazılarımızın en kırılmış ve yıkılmış, bazılarının en azimli ve ümitli, bazılarının ise sevdiğiyle paylaşmayı tercih ettiği zaman dilimi... Güneş batana kadar savaşsa da akıllar gece doğunca çıkar ortaya gerçek duygular. Nereye saklanırsan saklan, tüm yalanlar güneş batana kadar.

Gece ikiden sonra ağlamalı insan, ruhunun kalbine en yakın olduğu anda dökmeli kalbinde taşıdığı yükleri.

Bugün saatlerce oraya buraya koşturduktan sonra epey dik bir yokuştan çıkıyordum. Kendi kendime ne kadar yorulduğumu yakınırken caddenin öteki tarafında tekerlekli sandalyedeki oğlunu o dağ gibi yokuştan binbir çaba ve alın teriyle çıkaran bir babaya rastladım. Ve sonra kendime dedim ki: “Senin yorulmaya hakkın yok, yakınmaya ise utanmalısın.” Hayatı kendimize zulüm etmeyecek kadar geriye, yolumuzu kaybetmeyecek kadar ileriye bakmalıyız. Dün ve yarın arasında bugün var, sen hep bugünü yaşıyor olacaksın ama düne iyi bak ve bugün daha iyi ol. Yarın bugüne minnettar olacaksın.

Yas'a defalarca veda ettim ama ondan kaçamadım. Öylece durdum olduğum yerde, belki de onun hayatında hiç bir yere sahip olamadığım köşede. Durdum ve yukarı baktım. Gökyüzündeki yıldızları saydım sadece. Dönüp dolaşıp aynı yıldızı defalarca saydım. Hiçbiri onun kadar parıldamadı. Bu gece o yıldıza ait son ışık kırıntıları da yandı. Bu defa da veda eden ben değildim. Daha doğrusu veda etmeden öylece solup giden. Hangisinin sonuncusu olduğunu bilmezken yaşamak vedaları önemsiz kılıyor.

O bendim. Anlaması imkânsız olanı anlayan, duyulması imkânsız çığlıkları duyan, sevilmesi imkânsız olanı seven ve açması imkânsız olan bir çiçeğe var gücüyle inanan bendim. O hep bendim. Bakışlarıyla büyülenen, gözleriyle bütünleşen, bir gülüşüyle yenik düşen ve bunca zaman yanında olan hep bendim.

Fark ettirmesem de aidiyetsizliğin acısını çekiyorum hâlâ. Tüm şehir ve insanlar üstüme üstüme geldiğinde sığınacak bir yerin yokluğu kalbimi okyanusun koyu ve yalnız derinliklerine çekiyor. Kendime bile fark ettirmeden ölüyorum içimde. Bu karanlık, bu yalnızlık, bu kayboluş âdeta kanatıyor ruhumu. İçeride bir yerlerde ölüyorum ama haberim yok.

Yine korkup kaçtın. Yine aylarca görüşmeyeceğiz, tek kelime bile etmeyeceğiz. Ölecek birimiz, diğerinin haberi olmayacak. Yıllar sonra bir sigarayla anacağız adlarımızı. Kahrımızı paylaşacağız. Rüyalarda buluşacağız yalnızca. Kitabın ortasından yırtıp atmak gibi yarım bırakacağız, çünkü bu hikâyenin bir sonu yok, değil mi?

Bir kitabın iki sonu vardır: birincisi yazarın attığı son nokta, ikincisi de okurun bıraktığı son nokta.

Eninde sonunda geri döneceksin, biliyorum. Ama bu defa ben orada olacak mıyım? Ben hâlâ orada birinden kopup üzgün gözlerle uzaktan uzaktan gözlerime bakmana katlanacak mıyım? Arkana her baktığında orada olan, peşinden gelen bir yaz sabahı gün doğumuna fırtına deyişlerini duyacak mıyım? Unutma, ne sen tutuklusun bana ne de ben sana. Ben hiç unutmadım. Sen, beni yokluğuna alıştırdın. Özgür ol, sahte bile olsa.

Ben yine yaşatırım ruhumu; çiçekler koklarım, gökyüzüne bakar, yıldızlar sayarım. Yaralarımı kendim sararım. Sevgimi sanata adarım. Ne kadar güzel ve nazik değil mi şarkım.
Aşkla dokunur notalar kalbime, sevgimle güzel duyulur dinleyenlere. 
Ben artık o güzel sözlerine kanar mıyım?

Sayonara🌙

Yorumlar