Yağmurlu Gece

Bu gece yağmur yağdı sanırım. Sırılsıklam oldu yanaklarım.

Çok mutluyum bu gece. Yılda iki kere ile sınırlı olsa da ağlayabiliyorum. Mutluyum çünkü hâlâ gözlerimde duygu kırıntıları var. Ruhsuz, ölü bakışlarıyla insanları korkutan bir dostum vardı. Mezarlıkları andıran bir suratı, ölüden hallice bir tek ruhu kalmıştı.

Bazen içten bir sarılma, bazen iki cümle teselli, bazen sadece bir bakış veya gülümseme birinin bütün bir 24 saatini mutlu geçirmesine neden olabilir. Sararıp ölmekte olan bir yonca bir damla sudan bile hayat bulabilir. Belki de bazen bizim için önemsiz olsa bile küçük tebessüm veya jest ile birinin bir gününü hatta hayatını kurtarıyor olabiliriz. Kıymetini bilmediğimiz yıllar boyunca mutlu olmak istedik ama kendimizden başka kimsenin mutlu olmasını istedik mi? Kendi mutluluğumu herkesten önceye koyarım ama ağlayan bir çift göze omuz olmadan nasıl dayanırım? İnsan hem gülüp hem ağlamazsa vicdanı kaldırır mı?

Gözlerin her ne kadar güzel olsa da kördür bazen gerçeklere. Seneler önce dalgasız ve sakin bir sudan kaçtım, şimdi ise fırtınandan kaçıyorum dedin ama ben seneler önce fırtınaydım, bugün sakince akan bir nehir kadar huzurluyum.

Ah, şu yıldızlara bak! Harikulade değiller mi?

Ben bugüne dek birçok kişiden hoşlandım, sevdim. Birçoğuna şiirler, yazılar yazdım. Yalnızca biri hiç solmayacak bir iz bıraktı kalbimde. Gök bana diyor ki: “Sev onu, hiç bırakma. Sevgiye ihtiyacı var, sev ama sadece sev.” Yer bana diyor ki: “Bırak artık, bırak hayatını yaşasın usulca. Sen de dön ve hayatına bak.” Şu dünyada yerin ve göğün buluştuğu bir yer yok mu? Yeryüzünden yıldızlara dokunduğumuz günlere ne oldu?

Aşka kırgın, dargınım ben. Yolda görsem selam vermem, ama o beni hiç görmez. Bakar dururum öyle el ele tutuşan çiftleri görünce. Evlilik hayali falan kurarım. Ben, sevgili eşim ve kızımız. Bir gökdelenin ortalarında bir katta gün batımını seyrediyoruz. Sonra “Saçmalama!” derim kendime, ne kadar güzel de olsa hayalden ibaret, değil mi? Değil mi...

Bize hep hayallerimizden vazgeçmememiz gerektiği gibi saçma şeyler söylediler. Hep ufacık bir umut zerresiyle oyaladılar. Kukla gibi kafesin içine sürüklediler. Hayal tüccarları hep ekmeğimizle oynadı. İpi kopmak üzere olan bir salıncaktaki hayallerimizi uçurumdan aşağı salladı.

Açmaya tenezzül bile etmeyen kimse yokken kapılar hep kapalı kalmalı. Herhangi biri için kapıyı açık mı tutmalı? Hayır, kapıyı çalıp kibarca girmek istemeyen herkesi kovmalı. İncinmeden yaşamanın tek kuralı. Kapı kadere yazılmamışsa, kapı gerçekten var mıdır? Eğer hiç açmak isteyen olmamışsa ona kapı diyebilir miyiz? Bir duvardan farkı var mı?

İçim öyle burkuk, öyle soluk kaldı gecelerce. Yaz yağmurları düşüyor öylece omuzlarıma. Çok soğuk...

Bazıları beni “Kadeh” diye hatırlar, bazılarıysa “Ay dövmeli Emre” diye. Bazıları kıvırcık çocuk der, bazılarıysa sürekli kapüşon takan çocuk diye hatırlar. Bazıları vardır ki hiç hatırlamaz. Bazıları bilip tanısa dahi hâl, hatır sormaz. Sıcak bir yaz gününde bile siyaha sarılıp kapüşonumla dolaşmayı seviyorum, güvende hissettiriyor. Tuhaf olduğumu vurgulayan bakışlara alıştım çoktan ama yine de insanlar bana bir ucubeymişim gibi bakmasa daha çekilir olurdu sanki dünya. Farklı, sıradışı, garip olsa da eşsiz ve özgün olmak hoşuma gitti yıllarca. Ben, var olduğumu bu şekilde anlıyorum. Belki de ucubenin tekiyim, bazen kendimle sohbet ediyorum ama hangimiz yapmadık ki bunu? Yalnız kaldığımızda konuşan sadece kafamızın içindekiler olunca kaç defa susturmak için şarkı açtık? Müziği sevmemin nedenlerinden biri de bu; beni benden koruyor, çünkü herkesin içinde var sanki bir deli.

Kendi kendine konuşana deli mi denirmiş, asıl konuşmayan delirmiş!

Düştüğümüzde muhtaç olduğumuz şefkat ve sevgiye ulaşamadık, bu yüzden kendimize bir daha düşmemek üzere savaş açtık.

Uçuşuyor havada mektuplar. Bizimkini güvercinler değil, göçmen kuşlar kavuşturuyor. Ay ışığının altında bir çift gözyaşı kuru yapraklara düşüyor. Ve peşinden yağmur kovalıyor. Yazın ortasında sonbaharı yaşatıyor.

Her zaman kuralları esneten, özgün bir karakterle göze çarpan ve otoriteye karşı duran biri oldum. Bu yüzden kendimi çok seviyorum. En çok kendime saygı duydum, kendimle gurur duydum. Yanımda kimse olmasa da ben kendi yanımda oldum. Narsist değilim ama herkesten değerliyim. Ve bunu okuyan sevgili dostum, sen de herkesten değerlisin, lütfen kendi değerinin farkına var. Sen yeri doldurulamaz birisin, diğer herkes gibi ama sen, sen olduğun için değerlisin.

Rüzgâr sanki bir şarkı gibi. Bu gece biraz kasvetli. Lütfen yağmur şimdi durma! Hayatımın en güzel acılarını tadıyorum.

Bu ıstırap sana da yaşadığını hissettirmiyor mu?

Sayonara🌙

Yorumlar