Hayat Ve Sanat

Yağmur yağıyor, ama uzun zaman sonra içimde değil, en azından bu gece... Yağmurlu gecede şiir dinlemek çok hoş değil mi? Anlamsız bir hayata ithaf edilen anlamlı sözler... Bataklıkta saplıyken gökyüzüne son defa bakmak gibi.

Yürüdüğüm yolun sonsuzluğunu, kaybolduğum bir çıkmaz sokakta fark ettim.

Sigarayı bırakmayı düşündüm son günlerde, fakat sonra fark ettim ki sigara benim için sadece ölüme yakın beş dakika değil, depresifleştiğimde ve üzüldüğümde sığındığım bir liman. Bir sigara yakıyorum, her dumanda kederimi göklere taşıyorum. Bulut, sonra da yağmur olup dönüyorlar. Ama beş dakikalığına hayata dönüyorum. Sigara içmeyenler, sigara ile kahvenin verdiği keyfi bilemezler. Ama bilmeseler daha iyi.

.

.

Sen benim daima...

Bu gece çocukluğumdan şu yaşıma attığım bütün adımları birer birer hatırladım. Meğerse ruhumuzun aynı olmasının bir sebebi varmış, ben ruhumu senden almışım. Yazmaya seninle başladım, ilk şarkımı aslında sana yaptım. Gökyüzüne her baktığımda aslında gözlerini aramışım. Aynı yıldızlara, aynı Ay'a, aynı geceye bakarken aynı şeyleri hissetmiş miyizdir diye düşünmekten uykusuz kalmışım. Gözlerin sanattı, ben de âşık oldum. Bugün ise ben sessiz fısıltılar haykırıyorum yükselen geceye. Senden aldığım ruhla yanına geliyorum. Senden aldığım bu ruh bile, ne senin ne benim. Bu hissettiğimiz rüya, kalbimize akan sanat, var olmamış bir geçmiş ve var olmayacak bir gelecek ile bugün arasında var olan o duygu... O duyguyu, kalbini sıkıştırırcasına dışarı çıkmak isteyen o hissi sen biliyorsun. Ve ben... O his ne senin, ne de benim. O sadece ruhun kendisi. O da senin kadar hür, senin kadar güçlü ve benim kadar yorgun. Kalbimdeki yükleri ondan başka kim daha iyi bilebilir?
Ben aslında affettim seni çoktan ama sen bir de döktüğüm yaşlara sor. Yıllardır sevgimi hissedemem kimseye. Yalnızca onların boşluğunda oluşacak yalnızlığı bilirim. Ama ben bunu da aşarım değil mi? Yalnız başıma...

Ruhunu hissediyorum yüreğimde tüten yasın. Ruhumuzu hissediyorum... Ama anlatamıyorum. Anlatılamıyorsun. Anlayamıyorum.

O ruh hayatımı bir film gibi izliyor. Ben ölümden önce oydum, öldükten sonra o olacağım. Varlık ve hiçlik arasında bir yerlerde siyah bir kedi olarak yeniden doğacak ve kucağınıza konacağım.

Çocukluğumun en güzel günlerini hatırlıyorum. İstanbul'da geçirdiğim o şahane zamanları... Dünya daha renkliydi sanki, değil mi? Hayal gücümüz vardı, hayal kuracak gücümüz vardı. Terk edilmiş bir arazi bizim için maceraydı. Bir parça fayans hep meraklandığımız o telefonlardı. Bir talaş birikintisi dağ, bir ağaç dalı kılıçtı o zamanlar. Sonra yavaşça dünya rengini kaybetti. O ufak adımlardan, büyük adımlara geçtik. Küçük bir su birikintisinden değil, denizlerin üstünden atlamaya kalktık. Düşünce ağlardık, canımız yanardı ama acımız dizimizdendi. Bugün ise düşene toprak atıyorlar. Omzundaki yükü atana nefretle bakıyorlar. Çocukları örnek almalıyız belki de. Çocuk olmalıyız yeniden belki de. Fark etmeden geri dönemeyeceğimiz çok yol kat ettik. Zamanı biraz olsun durdurmak istiyorum. Yeniden sevmek istiyorum. Delicesine değil ama akıllı da değil; kalbimdeki yalnızlık, içimdeki rutubetli boşluğu doldururcasına sevmek istiyorum. Aklım dünyada ama kalbim onda kalsın istiyorum. Ay bu gece çok yalnız. Güneş yokken Ay da yalnız.

Bugün yerde küçükken çok sevdiğim oyuncaklı sakız kutularından birini gördüm. Açılmamıştı, öylece uzanıp alabileceğim bir yerdeydi ama yanından geçip gittim. Benim için basit bir oyuncak artık fakat bir çocuğun neşesi olabilir. Ne güzel unuttuk ama değil mi? Ne hoyratça kopardık gülüşümüzde açan çiçekleri. Ne gamsızca yürüdük, iyilik kapımızı çalmaz oldu. Güneş bile eskisi gibi doğmaz oldu sanki, değil mi? Öyle hoyratça vurdu ki hayat, düşmana öyle vurulmaz!

Ah hayat! Vah hayat! Kötü sözler söyle bana, kırıcı sözler... Ama yalvarırım kötü davranma artık bana. Söyle, nedendir bu küslük aramızda? Ne sen beni sevdin ne ben seni ömrüm boyunca fakat n'olur öyle bakma artık bana.

Uzun zamandır gözlerimi kaldırımlara devirmişim. Sonraki adımımı atacağım basamağı sezermişim. Eski beni geride bırakmıştım. Aylar sonra gözlerimi ilk defa yukarı çevirdim. Ah o mavi, ah o dağlar... Sizlere çokça hasret kaldım. Beni affetsin yağmurlar, nefretim kederimdendi. Geçmiş güzel anılar bir zamanlar geleceği muamma bir andı. Bugün ise iple çekiyorum onları.

Bir denge uğruna yapraklar döktüm yıllar boyunca. Şimdiyse üşüyorum rüzgârlara çırılçıplak.

Ufakken rüyalarım çok daha net olurdu. Dünya, çocukluğumdan kalan en güzel uykuları bile yıllarla birlikte yanına aldı.

Oyuncaklarıma ne oldu acaba...

Sayonara🌙

Yorumlar