Güneş'in Gölgesi
Rüyalarım, kâbuslarım...
Ah... Siniyor rüyalarıma gecenin yası. Zifiri karanlık bir hayatın sonu gelmeyen kâbusları...
Bir dolunay gecesiydi.
Uzak... Çok uzaklarda kapana kısıldık. Epey hırpalandık. Üstümüz başımız kan içinde, mesafemiz kadar hasretle yandık.
İçindekilere kilit vurdukça kendi sözleriyle boğuluyor insan. Anlatamadığı, anlaşılamadığı kadar yokluğa karışıyor.
Sudaki yansımam bile yüzüme bakmaz oldu. Yalnızlığın derin ve karanlık okyanusunda kaybolmuş bir kum tanesi gibi hapsoldum.
Zalim bir hayatın zavallı bir kurbanıyım.
Yürüyorum üstüm başım telef hâlde. Anlatamıyorum. Anlayamıyorum. Hislerimden uzaktayım. Darmadağınım. Toplayamıyorum kendimi. Yürüdüğüm her yolda yüzümden düşen bin parça... Bulamıyorum kendimi. Biçareyim. Merhemsiz, umutsuz ve yapayalnızım. Güzel günlere giderken saptığın yol ayrımıyım. Çıkışı olmayan o sokağım. Artık düşemem, zaten dipteyim. Güneşi görsem korkarım. Yabancısıyım mutlu yılların. Kendi hayatımın yağmur bulutlarıyım.
Ben bu dünyaya ait değilim. Ben bu murdar dünyanın günahlarından biri değilim. Duyguları, ruhları ve insanları kirlenmiş bir dünyanın eseri değilim. Değilim, olmayacağım da.
Kalbiniz nerede? Karakteriniz nerede?Değer biçtiğimiz duyguların katili olmayın.
Kirlendikçe kalpsizliğe kapılmışsınız. Kirli kalbinizi aşka da bulaştırmışsınız.
Yüreği pak ruhlara hasret kalmışız.
Sevgi umuttur. Sevgi hayattır. Sevgi yaşatmaktır. Sevginiz nerede?
Rüyalardan öğrendim sevmeyi. Rüyalar gösterdi en saf hâlini. Rüyalarımdan ayrılmayan cennet yadigârımda hissettim aşkın en saf hâlini. Sabahleyin gözümü açar açmaz elimi göğsüme attığımda heyecanla titreyen kalbimin hislerime kattığı sevgiyi hayatım boyunca tek bir kadına adamak istedim. Gözlerinde her biri ötekinden güzel binlerce gün batımı saklayan bir kadına... Sözlerimi, şiirlerimi, vaveylalarımı duyan bir kadına...
Ay kadar beyaz ruhlu, deniz kadar mavi kalpli bir kadına...
Şiirlerim hep ona.
Rüyalarım hep ona.
Yalnız, yapayalnız bir âşığım ben. Aşkımı yalnızca nezih bir kalbe adarım.
Eski ve yaşlı hissettiriyor hayat. Kâbus mu, gerçek mi bilemiyorum.
Yakıyor içimi ıstırapla şu gaddar şubat.
Çok dargınım. Çok dalgınım. Garezim var bu dünyaya. Simsiyah bir gece yarısında, yıldızlar saklanırken çıkar kâbuslar günyüzüne, yakar geceleri.
Mazide kaldı çocukluğum. Anılar eskidi. Hayallerim de battı güneş gibi. Artık dinmiyor kalbimdeki sızı. Vicdan el vermiyor. Ne kadar iyileşirsen o kadar yakıyor bağrını. Mutluluk pas tutuyor. Karda kışta kalmış, güneş yüzüne gülmüyor. Dünyadan soyutlaşmış, karanlığa teslim olmuşsun. Yüzüne vuran güneş artık içini ısıtmıyor. Yeryüzü ne kadar aydınlık olsa da altındakileri duymuyor. İçindeki karanlığı yalnızca ruhun biliyor. Bizden başka kim biliyor huzursuz uyuduğumuz geceleri? “Bu gece uyuyabilecek miyim?” diyen birinin korkusunu bizden başka kim duyar ki?
Gözlerinden yas akıyor. Acıların dinmiyor.
Kimse sesini duymuyor.
Mazide kaldı mutluluğum. Çocukluk rüyalarımı hâlâ hatırlarım. Çocukluğumdan güzeldi rüyalarım. Sonsuza dek kalmasını umardım. Keşke hiç uyanmasaydım. Gözlerimi açıp hayallerimden kopmasaydım... Hayalimi, ümidimi, yorgun ve emektar kalbimi hiç kırmasaydım...
Belki güneşe aldanmasaydım, karanlığımdan hiç çıkmazdım.
Sayonara🌙




Yorumlar
Yorum Gönder