Yol
Yol göster eski dostum.
Güneşli günleri göster bana.
Gökte ne Ay var ne de yıldız.
Bu gece sen ve ben kadar yalnız.
Bir yol göster eski dostum. Bir kapı arala. Bu devrin insanları kaçışı olmayan bir labirentten farksız olsa da...
Sudaki yansımamla bakıştım. Kendimi bulmak için ne kadar daldıysam, gökyüzünden o kadar uzaklaştım. Ne kadar derine indiysem o kadar karanlığa karıştım. Rengini gökten alan okyanus gibiydim. Yüzmeyi bilmeden hayallere daldım. En sonunda yine siyaha karıştım. Yaşayan bir gölge gibi... Yağmur ıslatmaz artık beni. Kimse değiştiremez artık kaderimi. Gölge oldum, karanlıkta kayboldum. Hiç ışık yok.
Artık Yas yok. Merhamet yok. Sevgi yok. Gecenin katiline söken bir şafak yok. Artık senin ve acınası varlığının kimseye bir faydası yok. Kendine hayrın yok. Artık yara yok. Ve bir hikâyenin daha sonuna geldik. Bir nokta koyduk ve geri kalanın önemi artık yok. Geçmişte kalanlar kalsın kaldığı gibi. Artık Yas yok. Dökecek bir damla dahi yaş yok.
†
Bir yol göster Kiraz Çiçeğim.
Hiçlik vardı sadece ve sen.
Bir boşluk vardı doldurulamayan.
Hiçlik vardı ve yalnızca ben.
Bir yoksunluk var. Güller, Karanfiller, Zambaklar, Papatyalar ve sevgiden yoksunluk var.
Okyanusun ortasında yansımama bakakaldım.
Sadece sen ve ben... Gök siyaha dönene dek...
Zavallı olmak nedir bilirim ama yaşatırım kalbimdeki maviyi.
Ben artık kabuğuma çekiliyorum.
Kendimi sende arıyorum. Denizde yangın ararcasına kalbindeki yerimi arıyorum.
Ah, şu geçmek bilmeyen dakikalar neden hep mutluluğumuzu kovalayıp duruyorlar?
Ah, o geri gelmeyen günler yok mu, hep sana özenirler. Seni çağrıştıran şarkılar var ya, hep gülüşünden bahsederler.
Mavi bir damla daha dökülür gözlerinden. Bir savaş daha verir kalbin maziden kalanlarla.
Bir yolun sonuna daha geldik. Belki yeni bir yol çıkar karşımıza. Umarız varılmaz yine çıkmaz sokaklara. Belki bir gün çıkarır bu yollar seni karşıma. Yeni bir serüven başlar uzak diyarlara. Alıp seni yanıma, gidelim bir gün batımında kumda oturup sarılmaya. Yıllar sonra, yavrumuz koşarken deniz kenarında, kumda oturup sarılalım mutluluk gözyaşlarıyla.
Hayat eskisi gibi değil artık.
Sana giden milyon yol... Yol benim yolum. Veren de alan da olur. Yolu kapatmadıkça yanımda olanın yolu sevginin yoludur. Yalnız girdiğim bu yolun sonu değişmez. Lakin bu uzun yol yoldaşlarla tez gelir. Güzel günlerin hızla bitmesi gibi lakin bu yolun sonu huzur ve sevgidir. Hiçbir yere varamasak dahi yürüdüğümüz yolun manzarası bize yeterli. Kiraz Çiçeği'ne verdiğim sözler gibi tutacağım dileklerimi eski günlerdeki gibi.
Kuyunun derin karanlıklarına hayallerimizi verdik. Karşılığında bir kez daha o günleri yaşamayı diledik.
Oturup çocukluğumla karşı karşıya, kadeh tokuştursaydık. Anlatacaklarım vardı. Belki küsüp kızardı bana. Belki hayıflanırdı. Anlatacakları vardı. Dökecek içleri vardı. Çekecek ahları olacaktı. Kim bilir, dönüp arkasına gururla bakar mıydı? Göğsünü gere gere savaşacağı, kazanacağı savaşları olacak mıydı? Şüphesiz ki ne tarafa dönerse dönsün sırtındaki bıçak, kalbindeki yarayla mesut olamayacaktı. Dünden kalan yaraların izinin suçunu bugün dünü yazan bana atacaktı. Şimdiye geçmişi arattıran, gelecek olanı şimdiden kovan bir zavallıyı sevecek cesareti olana aşkla bakacaktı.
Gidecek yolu olmayanın kaybolacak yılları vardır.
Sayonara🌙




Yorumlar
Yorum Gönder